Yeniçarohori (Küçükköy) : Fatih’ten günümüze kalan miras

Yazlık evimizin Ayvalık yakınlarında olması nedeni ile sık sık etraftaki gezilecek yerlere gitme fırsatımız oluyor. İzmir yolundan Sarımsaklı Plajlar yazan tabeladan sapınca dümdüz ilerlerseniz yol sizi muhteşem bir deniz kenarı yol ile karşılar ve hala bozulmamış (Sit alanı olmasına borçluyuz) çamlarla dolu bir bitki örtüsünün denize kavuşmasına tanıklık ediyorsunuz. Çamlık Tepesi’ne gitmeden içeri doğru bir yol kıvrılıyor, Küçükköy yazıyor tabelada. Yıllarca buradan her geçişte herhalde yeni bir yazlık site bölgesidir diye düşünerek girmemişizdir. Bundan bir kaç yıl önce bir girelim diye aklımıza düşen merak duygumuz bizi bir kaç taş evin restore edildiği ve kalanının eski, döküntü halde bulunan taş ev kalıntıları ile dolu bir köyün ortasına getirdi. Şimdiki adı Küçükköy ama eski adı Yeniçarohori imiş. Araştırdık, okuduk, bu ismin ta Fatih zamanından kaldığını öğrendik. Fatih Sultan Mehmet Midilli’yi almayı aklına koyunca bu bölgeye bir yeniçeri obası göndermiş, bu oba Midilli’nin alınmasından sonra bile bir süre burada yaşamış. Ayvalık adalarından gelen çoğunlukla Rumların yerleşmeleri ile, Rumca Yeniçerilerin yeri anlamına gelen Yeniçarohori demişler buraya. Sonra mübadele sonrasında Rumlar gitmiş ve Balkanlardan, özellikle Makedonya’dan gelen göçmenler buraya yerleştirilmiş. 1920 sonraları Boşnakların olumsuz ekonomik koşullar sonrasında ciddi maddi zorluk çekmeleri, çoğunun Sarımsaklı tarafına taşınmaları ile köy nereyse terk edilmiş. Yıllar sonra Simay Dinç ve kardeşi Eray Dinç sayesinde bir hareketlilik başlamış ve köyün dönüşüm sürecinin miladı olmuş. Çok defalar gittiğimizde Simay Hanım ile karşılaşamadık ama ilk gidişimde planlarım arsında bu özel insan ile tanışmayı notlarıma aldım. Çünkü bu köyün hareketlenmesi bir sanat hareketi ile başlamış. Bir kaç ressamın buraya taşınıp aldıkları evleri restore edip galerilerini ve yaşamlarını burada devam ettirmelerini bir çokları daha izlemiş. Daha da önemlisi bu canlılığı gören Boşnaklar yeniden köylerine dönmüşler ve buradaki hayatın ayrılmaz bir parçası olmuşlar. Sanat ile harmanlanmış bir köy Yeniçarohori. Daracık sevimli sokaklarının her bir köşesinde modern sanat galerisi – cafe tarzı mekanlar, atölyeler, takılar, el işleri ve bu yıl daha da artan turistik ürünler satan dükkanların çoğalması, önceleri bir iki butik otel varken, küçücük köyde bir çok konaklama tesisinin de hizmete girmesi ile turistlerin gözdesi haline gelmiş bu köy. Ama bu kadar da değil, yıllar sonra canlanan köylerine dönen Boşnakların işlettiği mekanlarda Boşnak yemekleri, özellikle Boşnak mantısı ve Boşnak böreği de köyün hayatına renk katmaya devam etmeye başlamış. Yıldan yıla eski Rum köyünün taş evleri restore edildikçe ve sosyal değişim ilerledikçe ev fiyatları artmış, buraya gelen “entelektüel mahalleli’ye katılmak isteyenler çoğalmış. En güzeli de köydeki bu gelişmelerin en çok kadınları olumlu etkilemesi çünkü her faaliyetin içindeler, söz sahibiler hatta bir çok mekanın sahibi kadınlar.

555 yıllık kemikleri sızlayan evlerin güçlendirilmesi, taş döşeli sokaklarındaki canlılık sanat ile dokununca dönüşüm de kanat açmış köyün üzerine. Gerçekleştirilen etkinlikler, gezi turları, eğitim atölyeleri herkese açık hale getirilmiş. Artık o eski taş yığınları özenle tamir edilmiş , sokaklarında klasik müzik çalan galeriler, tablolar, heykeller, takı tasarımları satılan cıvıl cıvıl bir modern turistik ikon olma yolunda. Bu iyi bir şey mi tartışılır ama yine de gerçekleşen dönüşüm takdire değer.

Bu köy ile hala bilmediğim bir şeyler var mi bakarken Mynet Gezi bölümünde yayınlanmış bir yazıya rastladım ve sizlerle ile aynen paylaşmak istiyorum :

Küçükköy’ün tarihi, kültürü, insanları çok değerli. Simay Hanım, dünyayı bu köye getirecek bir projeden bahsediyor bize. Köyü yenileyerek tekrardan ayağa kaldıracak, dünyayı bu köye getirecek bir proje, bir yaratıcı girişimcilik köyü. Köy meydanında bulunan eski bir kahvehanenin içine sanatı da koyup “Kıraarthane” isimli bir yere dönüştürmüşler kardeşiyle. Bir dijital inkübasyon* merkezi olarak tanımlıyorlar burayı. Mobil uygulama, mobil oyun gibi projeleri olan, dijital sanatla ilgilenen insanların projeleriyle buraya gelmelerini istiyorlar. Seçilen projeler bu merkezde hızlandırılmış bir programa alınacak ve mentörler eşliğinde hayata geçirilecek, dünyaya buradan tanıtılacak. İnandığı bir fikri olan insanların buraya gelmesini, bu köyde üretmesini istiyorlar aslında. Bir atölye, bir eğitim yuvası olarak tanımlıyorlar Kıraarthane’yi. Workshop’lar, maker lab’ler vermeyi, çocukların gelip burada kodlama eğitimleri almasını, burayı sanat ve bilimin birleştiği bir köy haline getirmeyi amaçlıyorlar. Tüm bunlar olurken köy tüm hızıyla yenilenmeye devam ediyor, Türkiye için bir rüya şehir, bir smart village olma yolunda ilerliyor. Peki nedir smart village? Yenilenebilir enerji kullanılan, insanların iyi eğitim alma ve sağlık hakkının olduğu, iyi beslenebildiği, temiz suya erişiminin olduğu yerlere smart village deniyor. Yani “akıllı köy”. Bu köylerde geliri arttırmak için yaratıcı girişimler destekleniyor, insanlar güvenlik içinde yaşıyor, cinsiyet eşitliği ve demokrasi hakim oluyor.. Kısaca insanın insanca yaşadığı yerlere smart village deniyor..

Tavsiyem mutlaka gidin görün, meydandaki caminin kıyısında oturup bir kahve için, açsanız börek yiyin.. Yıllar öncesindeki bu yollardan geçen nesilleri düşünün.. Ve bundan sonra burada eğitim alacak, vizyonunu geliştirecek ve kültürel mirasımızı devam ettirecek yeni gençleri…

Keyifli geziler dilerim.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir