Netflix Dizileri 1

İşte uzun bir tatil ve evde kapanma sonrası, birçok kişi gibi ben de birçok sizi ve film izledim. Bazılarını sevdim, bazılarından sıkıldım, bazıları ise tam bir hayal kırıklığı idi.  Şimdi sizlerle izlediklerimi ve bende bıraktığı izleri paylaşmak istiyorum.

Lucifer: Bu diziyi bir arkadaşımın tavsiyesi ile izledim. Önceleri biraz tatsız bir dizi olabileceğini düşünmüştüm. Yani şeytanın cehenneme bekçi olmaktan sıkılıp dünyaya gelip bir gece kulübü işletmesi ve cinayetlerin gizeminin çözülmesindeki katkıları desek kulağa pek de ça0prıcı gelmiyor. Ama şöyle bir bakayım derken tüm sezonları izleyiverdim. Öncelikle başrol oyuncusu Tom Ellis’in yakışıklı varlığına ilave olarak İngiliz aksanı, senaryoya yerleştirilmiş çok ince espriler, ve o güzel dedektif Chloe ile olan ilişkileri gerçekten çok keyifli bir hale getiriyor. Ayrıca yan rollerdeki oyuncuların da hakkını vermek lazım.  Bence izlenmesi gereken dizilerden birisi. Tavsiye ederim.

Doc Martin: İşte en beğendiğim dizilerden birisi de bu. Özellikle Martin Clunes’ın oyunculuğu, neredeyse tüm sizi boyunca kendisi hiç gülmeden sizi güldürebilmesi, Carolina Catz’ın ona olan tavrı, sabrı ve sevgisi, ama hepsine ilave olarak yaşadıkları o kasaba var ya. İlk izlediğimde neredeyse aşık olduğum, dizideki ismi ile Portwenn, gerçek ismi ile Port Isaac inanılmaz güzel bir balıkçı köyü. Dizideki ismi ile Dr. Martin Ellingham’ın başarılı bir cerrah iken birden kandan korkması üzerine küçük bir sahil kasabasına gelip burada aile hekimliği yapmasını konu alan ve beni çok güldürüp, keyifle izlememi sağlayan başarılı bir dizi. Seyredin, beğeneceksiniz.

Anne with an ‘E’ : Bu dizi Lucy Maud Montgomery’nin, Anne Green of Green Gables romanından uyarlanan bir dizi. Amybeth McNulty’nin değme sanatçılara taş çıkartan başarılı oyunculuğu ile, kimsesiz bir kızın, bakımevinden bir aileye gittiğinde yaşadıkları, hissettikleri ve hatta hayallerini en az onun kadar yaşayacak, kah ağlayacak, kah gülecek, kah çok eğleneceksiniz. O dönemde, tanımadığı bir ailede büyümenin nasıl bir duygu olduğunu tüm çıplaklığı ile bizlere anlatan, hatta oyunun içine kadar çeken çok başarılı bir dizi. Kesinlikle tavsiye ederim.

Freud: Bu dizi, yıllardır kitaplarını okuyup nasıl biri olduğunu, nasıl bir hayat yaşamış olabileceğini, o dönemde psikanalizi nasıl fark edip onu nasıl ortaya çıkarabildiğine şahit olacağınız beklentisi ile izlediğiniz ancak izledikten sonra Freud’un hayatından çok az bahsedip bambaşka bir hikayenin anlatıldığı bir dizi. Freud rolündeki Robert Finster ve Fleur Salome rolündeki Ella Rumpf’ın oyunculukları gerçekten çok iyi ancak yine de beklediğimi bulamadığımı itiraf etmeliyim. Dizinin içerdiği kan ve vahşet dolu sahneleri ise diğer çekimler ile kendini unutturamadı.

The Kominsky Method : İşte yine çok sevdiğim dizilerden birisi. Ancak bu dizi daha çok yaşlı bir neslin sorunlarını ve hikayesini anlattığı için beklentileri fazla yükseltmemek lazım. Ancak Micheal Douglas ve Alan Arkin’in oyunculuğu gerçekten çok iyi. Hele espriler, çok ince ve tam Alan Arkin tarzı. Ben çok beğendim. Ancak devamı bir türlü çekilmedi. Sadece 2 sezon çekilmiş olması çok yazık.

Gift / Atiye : Bir tane de Türk dizisi. Diziyi büyük bir ilgi ile izlemeye başladım. İlk sezonun sonunda bende bıraktığı ilk izlenim, bu kadar güzel ve zengin bir konuyu bu kadar yüzeysel ve sığ işlemek çok yazık olmuş şeklinde idi. İkinci sezonda ise konu bambaşka boyutlara gidip konunun derinliklerine inmek için bir çaba göstermiş olsa da yine de bir çok eksiği olduğu yönünde. Mehmet Günsur gibi oyunculuğunu kanıtlamış iyi bir performansın yanında maalesef Beren Saat’ın oyunculuğu çok yetersiz kalmış.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir