Profesyonel hayatını sonlandırıp, içinde büyüyen yazı yazma arzusuna kapılıp içindekileri, hayalindekileri, gözlem ve ruhundakileri kelimelere dökerek hikayeler yan, bir çok ödül alan yazarlarımızdan Yurdagül Şahin ile tatlı tatlı söyleştik. Sizlerle tanıştırmaktan büyük memnuniyet duyduğum çok naif, pozitif ve duygulu bir arkadaşım ile konuştuklarımızı aynen aktarıyorum:
Kendinizi tanıtır mısınız? Yazmaya nasıl başladınız?
Yazar kimliğimi bir kenara bırakırsak mühendisim, ODTÜ Kimya mühendisliği bölümünü bitirdim. Uzun süre mühendis olarak çalıştım. Yazmaya ODTÜ’de öğrencilik yıllarımda başladım. İlerleyen yıllarda kimseyle paylaşmayı düşünmeden yazmaya devam ettim. Yazma tutkum gittikçe daha alevlendi ve hayatımın çok büyük bir bölümünü kaplamaya başladı. Baktım yazmadan duramıyorum beni kısıtlayan her şeyi sonlandırıp kendimi yazmaya adadım.
Öykülerim Varlık Dergisi, Öykü Gazetesi, internet üzerinde yayın yapan edebiyat dergilerinde ve kolektif öykü kitaplarında yer aldı. 2017 yılında yetişkinler için AV öykü kitabım ve YÖNBULUCU – Kral Kelebeklerinin İnanılmaz Yolculuğu çocuk romanım yirmi gün arayla yayımlandı.
İlk öykü kitabınız Av’ın hikâyeleri okuyucuya neler vadediyor?
Hayal gücünün, yaratıcılığın sınırsızlığına şaşarak, farklı, doyumsuz bir okuma deneyimi yaşamak isteyenlerin kitabı Av’ın hikâyeleri. Çağdaş edebiyat normlarına göre yazılmış, kesinlikle bize ait, içimizden ve günümüzden, derinlikli hikâyelerin yalın, sürükleyici bir dille anlatıldığı, etkileyici, sarsıcı, birbirine benzemez öykülerden oluşuyor, bilimkurgu da, psikolojik gerilim de, fanstastik kurgu da var.
Salt ürpertiler, heyecanlar, gerilimler ve karabasanlar dağıtmıyor, bunların aracılığıyla dolaylı ya da dolaysız bir şekilde insanı, toplumsal tedirginlikleri, korkuları deşiyor ve simgeliyor.
Av, okura çok katmanlı okuma vadediyor ve okuyucuyla arasındaki etkileşime, her okura göre yeniden yaratıyor kendini. Dileyen derin alt metinlere odaklanır, felsefi çözümlemelere göre okur, dileyen tüm öykülerin ortak izleği korku ve gerilime bırakır, heyecanla bilinmeyen, tuhaf dünyalara sürüklenir, dileyen okur da edebi anlamlara açar sayfaları, kimi de tümünün hazzına bırakır kendini.
Çocuklar için yazmaya nasıl başladınız? Biraz Yönbulucu- Kral Kelebeklerinin İnanılmaz Yolculuğu’ndan bahseder misiniz?
İlk çocuk kitabımı yazma öyküm, arkadaşım Çiğdem Ünlü’nün kurucusu olduğu İstanbul Kelebek Çiftliği’nde kral kelebekleriyle tanıştığımda başladı. Kral kelebeklerinin inanılmaz göç yolculuklarına hayran kaldım. Bu küçük ama olağanüstü güçlü kanatları, bilinmeyen gizemli yön bulma güdülerini -bu nedenle kitabımın ismi Yönbulucu- bayrak yarışı gibi dört nesil devam eden muhteşem göç yolculuklarını yazmalıyım dedim. İnsanların sorumsuzca yaşam alanlarını yok etmeleri yüzünden nesillerinin tükenmekte olduklarını öğrenince de çok üzüldüm. Kitabımla kral kelebekleri özelinde nesli tükenen canlılara, gezegenimizi diğer canlı türleriyle paylaşma sorumluluklarımıza, doğanın, ekolojik dengenin korunmasına dikkat çekmek istedim. Bunun da en iyi yolu geleceğimiz çocuklarımıza ulaşmaktı ve çocuklar için yazdım.
Kelebeklerin yaşam döngüleri yumurta, tırtıl, pupa, kelebek olmak üzere dört evre, bu özellikler kitabın kurgusunu da farklı ve dinamik kıldı. Sürekli bir değişim, dönüşüm yaşanmakta, çeşitli engellerle karşılaşılan, zorluklarla mücadele edilen, temposu hiç düşmeyen soluk soluğa, nesilden nesle süren olağanüstü bir yolculuk anlatılmakta.
Kitabın en önemli özelliği sonu olmaması. Yaratıcılıklarını, kendilerini ifade etme yeteneklerini geliştirmek ve doğaya karşı sorumluluk almalarını sağlamak için özellikle kitabımın sonunu minik okurlarıma bıraktım.
Hikâye yazmaya sizi ne yönlendirdi? Nelerden ilham alıyorsunuz, sizi ne motive ediyor?
Yazma, yaratma sürecimi anlatmam biraz zor. Yazarken yaşamdan, doğadan, insandan, sanatın tüm dallarından besleniyorum. Yüreğime dokunan, beni heyecanlandıran hikâyeler anlatıyorum. Bazen türünü, okur kitlesini hedefleyip baştan sona olay örgüsünü kurguluyor, paragraf paragraf ilerleyerek eserimi tamamlıyorum bazen de bilimkurgu, fantastik edebiyatın türlerine değil hikâyenin ve kalemimin beni sürüklediği yere yolculuğa çıkıyorum.
Genel olarak ilham gelmesini beklemeden düzenli olarak yazmaya çalışıyorum. Yazmak bir öğrenme süreci benim için, araştırmayı, öğrenmeyi, yeni, farklı alanlar denemeyi, kendimi zorlamayı seviyorum. Yazdığım konuya göre ayrıntıları öğrenip detayları düşündükçe kurguladığım öykü atmosferi gerçeğe dönüşmeye, yarattığım karakterler yaşamaya başlıyor. Yaratma sürecim böyle olunca da araştırma sürem yazma süremi hep aşıyor. Hem farklı edebi türlerde hem de çocuklar ve yetişkinler için yazmamın itici gücü, büyüsü de bu, bilgi dağarcığımı geliştirmek ve yazma tutkum.
Ödüllü bir yazar olmak nasıl bir duygu?
İlk öykü kitabım Av yayımlandıktan sonra iki ay gibi kısa bir sürede okurların oluşturduğu listede yer alıp Kayıp Rıhtım’ın “2017’nin En’leri” okur oylamasında ikinci oldu. Okurların görüşlerini direk yansıtması nedeniyle bu okur anketi benim için çok kıymetli.
Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği (FABİSAD) tarafından düzenlenen GİO ödülleri yarışmasında, 2016’da yayımlanmamış öykü dalında başarı ödülü, 2018’de AV öykü kitabıyla birinci olarak en iyi öykü kitabı ödülü aldım. Bütün bu ödülleri almaktan büyük bir mutluluk ve onur duydum. Çıta çok yükseldi tabi, önemli olan bunu devam ettirmek ve hep yukarılarda tutmak, bu anlamda ödülün itici bir güç olduğunu, olumlu bir baskı yarattığını, daha çok çalışma, daha iyi üretme sorumluluğu ve cesareti verdiğini söyleyebilirim.
Kiltablet grubundan bahseder misiniz ve Kiltablet yazarlarının ortak ilk eseri, ‘Evler, Asklar, Göçler’ kitabinin hikâyesini paylaşır mısınız?
UMAG yazı atölyesinde tanışmış, atölye sonrası edebiyat yolculuklarına Nalan Barbarasoğlu’nun önderliğinde birlikte devam etmiş, o zamanki ismi Kalem Sanat şimdiki ismi Kiltablet olan yazı grubuna 2013 yılında katıldım. 2016 yılında fanzin çıkarmaya karar verdik. Kiltablet fanzin çalışmalarımızda aylık belirlediğimiz tema çerçevesinde yazdığımız öyküler, grup dışı gelen öykülerin değerlendirilmesi, tema bağlamında söyleşiler ve kitap tanıtımları yer alıyor. Editörlük grup içinde dönüşümlü olarak üstleniliyor.
Kiltablet yazarları olarak ‘Evler, Asklar, Göçler’ kitabındaki öyküleri, Heybeliada Halk Kütüphanesini Koruma Derneği’nin 2018 yılı için hazırladığı ve Akillas Milas’ın “Heybeliada’nın Yitip Giden Evleri” çizimlerinin yer aldığı Ada takviminden yola çıkarak yazdık. Sadece fotoğraflarda, çizimlerde ve Adalıların hafızalarında yaşayan evlere içeriden baktık, bu evlerin yaşamlarını yeniden kurguladık, yazdık.
Yazar olmak isteyen yeni ruhlara tavsiyeleriniz nedir?
Yazma serüveninin her yazarın kendine özgü olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle tavsiye değil de deneyimlerimi paylaşabilirim ancak. İyi bir okur olmadan yazmak mümkün değil ve kaleminiz yazdıkça açılır, gelişir bu yüzden bol bol okuyup bol bol yazalım. İlham perisinin içimizde olduğuna ve yazmaya başladığımızda ortaya çıktığına inanıyorum, bu nedenle düzenli yazmaya çalışalım. Yazı atölyelerinin yararına inanıyorum bu nedenle ben de yazı atölyeleri, çocuklarla Yönbulucu romanımın sonunu birlikte yazma atölyeleri yapıyorum. Yazmanın ilk adımı cesaret, cesaretimizi yitirmeden yazalım. Bana göre ödül yazma sürecidir, sonrasını çok düşünmeden yazalım.
Türkiye’de kitap okunma oranı sizce nasıl artar?
Toplumsal eşitsizliğe rağmen merkezi çoktan seçmeli test sistemiyle yapılan lise, üniversite giriş sınavlarıyla başarının ölçüldüğü eğitim sistemimiz en büyük sorunlardan biri bence. Sanatın, bilimin, sporun tüm dallarını ve düşünsel, kültürel gelişimi destekleyecek, algılama, çok yönlü düşünme, yorumlama ve çözüm bulma becerilerini geliştirecek bir eğitim sistemi sadece edebiyatımızı değil toplumumuzu da ileriye taşıyacak bir unsurdur, ekonomik olarak toplumun refah düzeyinin iyileştirilmesini de eklemek gerekir.
Bir diğer sorun kitabın tüketim aracına, metaya dönüşmesi, kazanç ve satış kaygısının kitabın edebi değerinin önüne geçmesi, bu sadece Türk edebiyatının değil dünya edebiyatının da sorunudur. Bunun farklı bir yansıması tüm dünyada tanınan, satışı kesin kitapların satıp satmayacağı belli olmayan kendi dilimizdeki kitaplara tercih edilmesi, yayıncıların yeterince risk alamamasıdır. Oysa edebiyatımız ancak kendi ana dilimizle gelişir. Çözüm, kendi dilimizin, kültürümüzün zenginliğini yaşatacak yazarlar, yayıncılar ve okurlardır. Çözüm evrensel yayıncılıkta, eserlerimizin dünya edebiyatına kazandırılmasındadır. Burada da evrensel yayın politikasıyla, fon ya da farklı biçimlerde devletin desteğine ihtiyaç doğmaktadır. Her yönden geleceğimiz çocuk edebiyatının özellikle desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Yayıncı, yazar, çevirmen, editör, okur, ilgili devlet kurumları edebiyatımızın geleceği hepimizin sorumluluğundadır.
Şu an üzerinde çalıştığınız ya da gelecekteki projelerinizden biraz bahseder misiniz?
Bir animasyon firması Yönbulucu çocuk romanımı okuyup değerlendirdiklerini, kurgusunu, kahramanlarını özgün, konusunu evrensel bulduklarını ve uluslararası değeri olan 90 dakikalık animasyon filmi yapmak istediklerini belirtti. Yaptığımız toplantıda “Romanın senaryosunu biz de yazabiliriz, kaleminiz yatkın siz de yazabilirsiniz,” dediler. Daha önce Av’ın öykülerinin Black Mirror etkisi yarattığını, öykülerin benzer formatta dizi olabileceği, bazı öykülerin de festival filmi tadında olduğu yönünde hem editörlerimden hem de okurlarımdan geri dönüşler almıştım. Bunun üzerine senaryo yazma atölyelerine katıldım. Denizdeki Hayalet isimli animasyon senaryom Türsak Vakfı’nın düzenlediği 4. Denizbank İlk Senaryo İlk Film yarışmasında 371 eser arasından finalist oldu. (Sonuç henüz açıklanmadı.) Ayrıca senaryom T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nden Senaryo ve Diyalog yazım desteği aldı 2021-2. Bu iki proje gerçekleşmek için hayatın biraz daha normalleşmesini bekliyor. Umarım pandemi, bu zor süreç bir an önce sonlanır ve okurlarım eserlerimi hem okuyup hem izleyebilirler.
Yazma serüvenimde edebiyatın fantastik, bilimkurgu, korku-gerilim türleri hep olacak. Çocuklar için yazmaya devam edeceğim. Yazmayı, kendimi zorlamayı, farklı türler denemeyi seviyorum. Okurlarımı şaşırtacak sürprizler de yapabilirim.