Günümüzde her şeyin bir modası var artık. İster istemez hayatlarımız, seçimlerimiz ve alışkanlıklarımız sanki görünmeyen bir yönetici tarafından bize dikte ediliyor ve kurallara uymamız bekleniyor. Sokaklarda gençler telefon markaları yüzünden birbirleri ile dalga geçiyor, aldığınız makarna markası, gittiğiniz kahve dükkanı, kullandığınız araba ve tabi ki giysi ve aksesuarlarımız herkes tarafından inceleniyor ve her kişiye kafamızdan bir imaj ile sınıflamaya itiyor bizleri. Çok ‘domestik’, çok ‘tikky’, çok havalı, çok frapan, çok zarif….daha nice sıfatlar karşımızdakine yakıştırılıyor. Sürdüğünüz oje, tatil için gittiğiniz yer bile moda artık. Peki nedir bu moda?
Modanın sözlük anlamı ” belirli bir süre bir şeye karşı toplumca gösterilen aşırı, yaygın düşkünlük” diye tanımlanmış. Daha farklı tanımlar da var ama aslında neyi nasıl tüketeceğimize dair yazılı olmayan kurallar bütünü, yani tüketim odaklı bir akım aslında. Moda, bir toplumda belli zaman dilimi içinde ortaya çıkan giyim tarzlarını ifade edebildiği gibi, genel davranışları, sanat, mimari, edebiyat ve yemek gibi bir çok alanda da karşımıza çıkıyor. Peki bir çok insanın modayı takip etmekteki ısrarının nedeni nedir diye bakıldığında tek bir yöne çıkıyor cevaplar “farklı olmak”. Moda akımları dişil ya da eril olabileceği gibi her iki tarafa da hitap edebiliyor yani androjenik de olabiliyor. Dolayısı ile sadece kadınların modaya düşkünlüklerinin altı çizilse de erkekler de bir çok konuda moda şeylerin peşinde koşuyor.
Modanın sürekli bir devinim içinde olması aslında yaşamımızın bir çok alanını etkiliyor. Ekonomi, politika, teknoloji, medya, sanat, edebiyat ve günlük yaşamımızdaki hemen her şeyi etkisi altına alabiliyor moda.
Gelelim moda çılgınlığına. Sadece yenisine sahip olmak için kaç kez televizyon, cep telefonu ya da araba değiştirdiniz bir düşünün. Ya da saçlarınızı kestirirken yeni moda olmasına özen gösterdiğiniz, ayakkabı alırken burnunun sivri ya da yuvarlak olması konusunda en son modaya göre kaç kez alışveriş yaptınız hatırlayın. Örnekleri çoğaltmak mümkün ama ne kadar etkilenmiyoruz desek bile hepimiz bu çılgınlığa kapılıyoruz çoğu zaman. Önemli olan dozu kaçırmamak, ihtiyacı olmadan tüketim yapmamak, ya da yenisini aldığımız ürünün eskisini en iyi şekilde değerlendirmek, ihtiyacı olan birine vermek, bağışlamak, dönüştürmek vb yollar deneyebiliriz. Markaların kışkırtıcı albenisi ne kadar engellese de yine de bazen direnmek güç olabiliyor. Ya da mağazaların kampanya ya da indirim altındaki “teşvik”leri de öyle. Ama çağdaş insanın artık dünyadaki tüm kaynakların kısıtlı olduğunun bilincine varması ve ve onları düşünerek ve bilinçli bir şekilde kullanmasının zamanı gelmedi mi?
Bu kadar önemli konulardan sonra sizlerle bazı modacıların sözlerini paylaşmak istedim. Modacı olmamasına rağmen en sevdiklerimden biri de Oscar Wilde’ın sözüdür. Demiş ki “Moda o kadar sıkıcı bir şey ki sürekli değiştirmek zorunda kalıyorlar.” İşte diğerleri:
- Giorgio Armani: Zerafet göze batmak değil akılda kalmaktır
- Karl Lagerfeld : Eşofmanlar bir yanılgıdır. Hayatınızın kontrolünü kaybetmişsinizdir ve gidip bir eşofman alırsınız.
- Wolfgang Joop : Moda kullar değildir, belirsizlik, sürpriz ve fantazi ile ilgilidir.
- Oscar De La Renta : Moda, modaya uygun olarak giyinmektir, stil ise daha çok kendiniz olmaktır.
- Iman : Trendlerle dolu bir dünyada klasik olmayı isterim.
- Rachel Zoe: Stil, kendi hakkınızda söylemek istediklerinizi konuşmadan söylemektir.
- Coco Chanel : Otuzunuzda muhteşem, kırkınızda etkileyici ve hayatınızın geri kalanında dayanılmaz olabilirsiniz
- Yves Saint Laurent : Yıllar sonra öğrendim ki bir elbisenin en önemli şeyi, onu giyen kadındır.
- Coco Chanel : Kendiniz olmaya başladığımız an güzellik başlar.