Lizbon’da yeme – içme

Lizbon gezi notlarım ile yeme içme anılarımı ayrı yazmak istedim. Çünkü bir deniz ürünü sever olarak Lizbon’da kendimi cennette hissettim. Hele ki siz de benim gibi kabuklu deniz ürünleri seviyorsanız bir kediye ciğer verilmişcesine mutlu olacaksınız.Okyanusun kıyısında olan Lizbon bu avantajını sonuna kadar kullanan şehirlerden birisi. Deniz ürünü derken bir İstanbul’lu olarak balığı dışarda bırakmak isterim. Çünkü Lizbon’da beni cezbeden şeyler balıktan çok diğer kabuklu deniz ürünleri yani ıstakozlar, jumbo karidesler, sülinesler, midyeler daha neler neler. Bunları görünce insan balığı hatırlamıyor bile. Bunları yiyebileceğiniz bir çok mekan var tabi ki ancak ben sadece iki tanesini size önereceğim. Lizbon’a gidip de Ramiro’ya gitmeden olmaz. Yukarıda saydığım tüm kabukluları, hatta bazı ismini dahi bilmediğiniz lezzetleri hem uygun fiyatlara hem de çok hızlı ve iyi bir servisle, muhteşem ev yapımı şaraplar eşliğinde yiyebileceğiniz bir mekan Ramiro. Belki çok şık bir semtte ve çok şık bir mekan sayılmaz ancak yedikleriniz, lezzet ve servis ile her gittiğinizde uğrayacağınız bir mekan olacağından eminim. Diğer bir mekan ise Time Out. Burasının bir kısmı pazar olarak kullanılan diğer kısmı da bir AVM’nin yiyecek katını andıran bir çok farklı yemek firmasının satış yerleri ve ortada da ortak oturma alanı olan büyük bir mekan. Bir çok çeşidi aynı anda tadıp, şarap ya da biranızı ya da kahvenizi içebileceğiniz bir karma-yemek yeri. Son olarak da aklımda ve damağımda kalan bir başka mekan da Belem Pastanesi ki bunu gezi yazımda bahsettiğim için burada sadece kısaca değineceğim. Oraya gidip de Belem Turtası / Pasteis de Belem yemeden gelmek Gaziantep’e gidip baklava yemeden gelmek gibi olacaktır:)

Lizbon’daki yiyecek içecek çeşitlerini bir kaç grupta toplarsak şunlardan bahsedilebilir :
Deniz ürünleri : Yukarıda bahsettiğim kabuklu ürünlerin çeşitliliği ve bolluğundan bir daha bahsetmeyeceğim. Deniz ürünleri bölümünde Bachalau’dan da bahsetmeden geçmemek lazım. Bu sadece Lizbon’da değil, tüm Portekiz’de 1001 çeşidinin yapıldığı söylenen ve morina balığı ile yapılan bir yemek. Her yöreye, her eve ve  her aşçıya ait ayrı bir bachalau tarifi var neredeyse. Bizim tattığımız güzel bir örnekti ama daha önce de söylediğim gibi İstanbul’da en güzel balıkları yiyebildiğimiz için bu yemek Portekiz kültürünü tanımanın ötesine geçmedi damaklarımızda. Bu gruptaki son deniz ürünü ise neredeyse Lizbon ile özdeşleşmiş olan sardalya balığı. Lizbon’daki sardalya konserveleri neredeyse bir sanat haline dönüşmüş. Rengarenk ve albenili sardalya kutularını görünce “ne var canım sardalya işte” diyemiyor ve dayanamayıp bir kaç tane alıveriyorsunuz. Bu arada harika hediye oluyorlar.
Şarküteri : Eğer bir şarap sever iseniz ve yanında yenilen peynirler ve çeşitli şarküteri ürünleri seviyorsanız işte Lizbon bunun için bile gelmeye değer. Chorizo’lar, sucuk ve salam çeşitleri, pastırmalar, çok değişik peynirler sizi sizden alacak emin olun. Bu arada domuz yemeyenler için de ürünlerin üzerinde mutlaka uyarılar bulunuyor.
Sarap ve Likör: Lizbon’da sizi etkileyecek son grup ise şaraplar ve likörler , özellikle vişne likörü (bundan da gezi yazımda bahsettiğim için kısa geçeceğim) Buraya kadar gelip de baştan başa üzüm bağları ile çevrili Portekiz şaraplarını tatmamak yazık olur. Aslında ev şaraplarının bile çok güzel olduğu Lizbon’da üç önemli şarapları dünyaca ün kazanmış; Porto şarabı, Madeire şarabı ve Vinho Verde şarapları. İlk ikisini tatma fırsatımız oldu ve kalbimi fetheden Porto şarabına tüm oyumu verdiğimi söylemeliyim. Beni bu kadar büyülemesinin sebebi onca yol yürüdükten sonra tatlı tatlı o kadar iyi geldi ki kendimi rüyada hissettim.

Vişne likörünü ise A Ginjinha’da içerseniz minik çikolata kaplarındaki likörün damaklarınızda lezzet patlaması yaptığına şahit olacaksınız.
Yolunuz düşerse mutlaka bu izleri takip edin memnun kalacaksınız.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir