Merhabalar,
Bugün sizlerle Amin Maalouf’un ilk okuduğum romanı ile bende bıraktığı izleri paylaşmak istiyorum. Öncelikle, hemen tüm romanlarını okuduğum yazar hakkında bilgi vererek başlayayım yazıma.
Türk asıllı Mısırlı bir anne, Ürdün’de yaşayan Fransız asıllı bir babadan doğan Maalouf, Lübnan’da doğmuş bir yazar ve gazetecidir. Beyrut’ta bulunan Fransız üniversitesinde sosyoloji ve ekonomi eğitimi almış ve anadili Arapça olmasına rağmen eserlerini Fransızca kaleme almıştır. 1978 yılında Beyrut’ta çıkan iç savaştan sonra Paris’te yaşamaya başlamış ve okurlarının beğenisini kazanan bir çok roman yazmıştır. Evrensel bir düşünceye ve insanlar arasında din, mezhep, ırk ve milliyet ayrımına karşı olmuş ve kitaplarında da hep bu hümanist düşünceye uyan hikayeler kurgulamıştır.
Doğu’nun Limanları, romanın kahramanı İsyan Kitabdar’ın 4 gün içinde yazara anlattığı bir hikayeden oluşan bir anı ve tarih romanıdır. Kitabın en önemli ana fikirlerinden biri de dini, milliyeti inanışı ne olursa olsun önemli olan insandır görüşünün altı çizilmiştir.
Romanın konusuna gelince; Soyu Osmanlı hanedanlarına dayanan bir babanın, Ermeni bir babaannenin ve Yahudi bir annenin oğlu olan İsyan Kitabdar adlı kişinin hayatının büyük bir bölümünün anlatıldığı bir roman Doğu’nun Limanları.
İsyan Kitabdar, yardımsever, girişken ve yolundan dönmeyen bir genç iken doktor olmak için gittiği Fransa’da, okulu bırakıp Nazi’lere karşı savaşan direniş örgütlerinden birine katılır. Baku adı ile faaliyet gösteren İsyan, aynı örgütte aşık olduğu Yahudi kızı Clara ile tanışır ve sonunda evlenirler. Genç çift Hayfa’da yaşamaya başlar ancak İsyan, Arap – İsrail savaşları sırasında babasının rahatsızlığı nedeni ile gittiği Beyrut’ta kalmak zorunda kalır. Karısı ile mektuplaşmaya başlayan İsyan’ın babasının ölümü, karısı ve mektuptan öğrendiği kızı Nadya’dan ayrı kalmaya dayanamaz ve aklını yitirmeye başlar. Sonunda da kardeşi tarafından akıl hastanesine yatırılır. Burada bütün hastalar gibi verilen ilaçlar ile uzun süre uyuşturulur ve 20 yılını burada geçirir. Daha sonra kızının kendisini görmeye gelmesinden sonra kızını görmekten aldığı güç ile ilaçları almamaya başlar ve yavaş yavaş kendisine gelir. 1976’da Lübnan’da çıkan çatışmalar sonunda tımarhaneden çıkar ve direniş yıllarından tanıdığı arkadaşı Bertrand’ın da yardımı ile karısına mektup yazar. Clara kocasına evlendikleri tarihte buluşmak üzere rıhtımda randevu verir. İşte İsyan Kitabdar yazar ile bu buluşmadan 4 gün önce karşılaşır ve tüm hayat hikayesini anlatır. Sonunda ise… tabi ki yazmayacağım. Biraz merak uyandırmakta ne zarar var?
Ben kitabı çok beğendim. Tavsiye ederim.
Keyifli okumalar 🙂