Ela Gözlü Pars : Celile – Osman Balcıoğlu

Osmanlı’nın yıkılma dönemini, Nazim Hikmet’in annesi Celile Hanım’ın hayatı üzerinden bizlere veren yazarın usta anlatımı ile ortaya çıkan bu roman beni olduğu kadar tüm diğer okuyanları etkilemiştir. Akıcı bir dil ve keyifli bir anlatım ile yazılan bu roman, Celile Hanım’ın aşk hikayesi ile süslense de aynı zamanda dönemin sosyal, sanatsal ve siyasi yaşamından da yer yer kesitleri bizimle paylaşmaktadır.

İlk kadın ressamlarımızdan, Nazım Hikmet’in annesi, Oktay Rıfat’ın teyzesi Celile hanım, 1880 yılında Selanik’te dünyaya gelmiştir. Babasının Abdülhamit’in yaveri olması ve saraya olan yakınlıkları nedeni ile, aldığı resim eğitimine ilave olarak o dönemde sarayda bulunan Zonaro’nun öğrenciliğini yapma şansına erişmiştir. Bir kadının bu düzeyde resim yapması, o dönem için çok ileri bir adımken, aynı zamanda dönemin en iyi portre sanatçılarından biri olmuştur. Bunun yanı sıra dillere destan ve büyüleyici güzelliği ile sosyal hayatta da kendinden epeyce bahsettiren Celile hanım, dönemdaş kadınlara göre oldukça eşsiz ve önemli bir hayata sahip olmuştur.

1900 yılında Nazım Paşa’nın oğlu Hikmet bey ile evlenmiş ve bu evlilikten 1901 yılında Nazım Hikmet, daha sonradan kuşpalazı nedeni ile kaybettikleri oğulları Ali ve 1907 yılında Samiye adında bir kız çocukları olmuştur.

Cemiyet hayatının aktif bir üyesi olan Celile hanım aynı zamanda Padişah hafiyeleri, balkan çetecileri ve ittihat terakkicilerle savaşacak kadar da cesur, güçlü ve eğitimli bir kadındır. Bu tavrı oğlunun edebiyat öğretmenliğini yapmakta olan ve kendinden yaşça küçük olan Yahya Kemal ile olan aşkını yaşamasını, eşi ve çocuklarına rağmen tüm benliği ile sahiplenmesi sonuna kadar desteklemiştir. Ancak eşinden boşanan ve oğlu Nazım Hikmet’in şiddetle karşı durduğu bu aşkı, onu hayal kırıklığına uğratıp, kendisine Ela Gözlü Pars diye şiir yazan sevgilisi Yahya Kemal ile evlenmeyi umarken bir mektup ile terk edilme aşamasına getirmiştir.

Celile Hanım’ın Nazım Bey ile olan ayrılığı Nazım Hikmet’i o denli etkilemiştir ki annesine aşağıdaki satırları yazmıştır :

Anne,
Ben gidiyorum, belki de ebediyen… Çünkü duyduğuma göre ve daha doğrusu söylediklerinize göre babam ile siz ayrılacakmışsınız. Şayet ayrılacak olursanız emin olun ki ne beni, ve ne de Samiye’yi ebediyen göremeyeceksiniz. Size bütün ruhumla rica edeceğim şey sabretmenizdir. Sizi ne kadar sevdiğimin simgesi olan bu mektubumu saklamanızı rica ederim.
Mesudiyet ve bedbahtlık arasında çırpınan oğlunuz Nazım. 1918″

Hayranlık duyduğu hocası Yahya Kemal ile annesi arasındaki ilişki ve bunun dedikodusunun yayılması Nazım’ı derinden etkiler ve Yahya Kemal’i asla affetmez. Yahya Kemal tarafından terk edilen Celile hanım, kahrolur ve hüsran duyguları ile ülkeden ayrılır ve Paris’e gidip orada resim çalışmalarına devam eder. Oğlunun hapse girmesi ve 20 yıla mahkum olması Celile Hanım’ın acılarına acı katar. Hele ki ceza evinde geçen 12 yılın sonunda açlık grevine başlayan oğlunun haberi onu gerçek bir pars gibi ileri atılmasına ve oğlu için yaşamı uğruna vereceği bir mücadelenin içine sokar. Pankartlar hazırlayıp Galata meydanına çıkan ve oğlunun açlık grevini sonlandırması için yardım isteyen Celile Hanım, sonunda oğlunu kurtarmayı başarır. Bu çabaları sırasında onu gören ve görmezden gelen Yahya Kemal’i bile fark etmez. Celile Hanım’ın acı dolu yaşamı 1956 yılında sona erer.

Osman Balcıoğlu’nu yalın ve usta anlatımı ile gerçekten bir solukta okunan bir roman.

Keyifli okumalar dilerim.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir