Hayatınızda Sanata Yer Açın

Sizin de gözünüze çarptı mı? Sokakta yürüyen, duraklarda bekleyen, hatta cafelerde, restoranlarda oturan kişilere bir bakın, hepsi mutsuz, hepsi bıkkın… Evet  biliyorum, ekonomik, sosyal, iş, özel hayat….herkesin ciddi sıkıntıları, hayatımızda sayılamayacak kadar çeşitli  olumsuzluklar var. Borçlar sınırları zorluyor, çocuklar okulsuz kalıyor, daha da kötüsü saldırılara hedef oluyorlar, işsizlik derseniz  almış başını gidiyor, sağlık derseniz hastalanmamaya bakmak lazım çünkü orada da fiyatlar el yakıyor. Böyle giderse hepimiz ruhen hasta olacağız, hatta olduk bile. Avusturalya’daki yangından, Çin’deki Corona virüsüne üzülürken, kapımızı çaldı. İyi de bu kadar olumsuzluk arasında nasıl baş edeceğiz ayakta kalmaya, daha da önemlisi ruhen sağlıklı kalmaya.

Bunun tek bir yanıtı olmayabilir, hatta hiç olmayabilir ama bir yol bulmak zorundayız. Ben içsel yolculuğumda kendime ne iyi geldiğini bulmaya çalışıp şöyle bir çıkış yolu buldum . Beni sıkan, olumsuz etkileyen kişilerden ve konulardan uzak durup, ruhumu besleyen şeyleri daha çok görmek, duymak ve hissetmek istiyorum. Benliğimi temizlemek, olumsuzluklardan sıyrılıp sanatın dünyasında biraz olsun nefes almak istiyorum.  Yapabiliyor muyum? Çoğunlukla.  İşe yarıyor mu? Çoğunlukla. (Hadi ama, ben de etten kemikten bir insanım bazı şeylerden kaçamıyorsunuz). Bütün enerjimi ve boş zamanlarımı beni mutlu eden pozitif şeylere kanalize ediyorum. Müzik, resim, heykel, edebiyat, elişleri…aklınıza ne gelirse.  Hiçbirinde de öyle uzman filan sayılmam ama beni mutlu ediyor ve bilgimi, ruhsal yolculuğumu, ben olmamı sağlıyor. Şimdi çoğunuzun bu gibi şeylerin ne kadar pahalı olduğunu, bütçe ayıramayacağınızı söylediğinizi duyabiliyorum. Biliyorsunuz değil mi, bunların hepsi bahane.

Evet müzeler, sanat galerilerinin çoğunu giriş ücreti var. Çoğunun online olarak gezilebildiğini biliyor muydunuz? Evet ,Louvre, British Museum, Metropolitan Museum of Art…. Hah şimdi de  bunların hepsi yurt dışında diyeceksiniz. Evet daha niceleri var. Ama Türkiye’de de bir çok tarihi ve sanat eserleri sanal gezmeye açık. Ufak bir araştırma ile ilginizi çeken müzeleri, sarayları, cami, kilise, manastır ve bir çok sanat eserinin olduğu mekanları, gidemiyorsanız, sanal olarak gezebilirsiniz. Internet üzerinden muzik dinlemek de çoğunlukla bedava. Youtube’dan birçok yeni kemancı, çello veya arp çalan sanatçılar bulabilirsiniz. Ya da opera, sanat müziği ya da türküler dinleyebilirsiniz. Hala Devlet Tiyatroları çok uygun fiyatlarda (tabi bilet bulma şansına erişirseniz), sergilerin çoğu herkese açık, hatta AVM’lerde bile artık resimler, heykeller sergilenebiliyor.

Yani diyeceğim odur ki sanatın hangi alanı ile ilgileniyorsanız bir yol bulunuyor ve inanın içine girdikçe daha çok istiyor insan. Dedim ya bende işe yarıyor.  Tabi illa bunlardan birini yapmak değil,  sevdiğim dostlarımla sohbet edip, çay/kahve içmek de beni çok mutlu ediyor. Örgü örmek, yeni şeyler öğrenmek, yabancı bir dilden her gün yeni kelimeler ezberlemek de öyle. En çok da yazmak.. O nedenle buradayım zaten.

Eminim sizin de kendinizi mutlu edecek, kendinizi şımartacak yollarınız vardır. Sadece bunun üzerinde düşünmeniz ve keşfetmeniz gerekiyor.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir