İstanbul’lular bir başka sanat fuarına ev sahipliği yaparken bu fuarın öneminin altını çizmek gerekir. Bana göre Türkiye’de, IAAF (Istanbul Ant and Antique Fair) ismiyle tanıtımı yapılan İstanbul Antika ve Sanat Fuarı, 20 -23 Şubat İstanbul Kongre Merkezi’nde ilk kez gerçekleşti. Bugüne kadar kitap fuarının bir bölümünde, kitap fuarının gölgesinde kalan sanat eserleri ilk kez sadece bir sanat ve antika fuarında bir araya geldi. Fuarda hem 19, hem 20 yüzyıla damga vuran çok ünlü ressamın yanında (F.Zonaro , Çallı, Picasso..vb), çağdaş ve yeni ressamlarımızın da eserleri sergilendi. Bu fuarda bir çok katılımcı kurum (galeriler, antikacılar, üniversiteler..) birbirinden güzel görsel ve plastik sanat ürünlerini hem kendi, hem de koleksiyonerlerin katkıları ile oluşturdukları seçkiler ile harmanlayıp sundular. Ayrıca antika bölümündeki bir çok eser ve obje sergilenirken aynı zamanda bunların değerlemesini yapan bir “ekspertiz bürosu” bulunması da bir fuar için ilkti.
Genel bilgi yanında kendi izlenimlerimi de eklemek isterim. Bir çok galerinin seçkilerini beğendim ama tabi ki ünlü ustaların eserlerinin karşısında çok daha fazla kaldığımı itiraf etmeliyim. Zonaro’nun “İnci Dizen Kız” tablosu, Çallı’nın “Genç Cumhuriyet ve Kadın” eserleri, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “Ebabil Kuşu”.. ve daha niceleri. Ayrıca Nejdet Vergili’nin işlerini çok sevdim, genç sanatçılardan ise Claire Arkas’ın tablolarına hemen ısındım ve beğendim. Ayfer Kalsın’ın eserleri bana o kadar güzel çağrışımlar yaptı ki, naif ve güzel.
Bu arada antika tarafında da şöyle bir gezindim ama oradaki mobilyalar, halılar, dekoratif objeler ama illa ki fincanlarda aklım kaldı. Ben varak, oyma ve aşırı süs insanı değilim, ama bunlar olmadan da o kadar sade ve güzel ürünler vardı ki gerçekten gidip görmek gerekiyormuş.
İşte benim izlenimlerim kısaca böyle. Ancak asıl beni çok etkileyen bir sanatçı hakkında ayrıca bir yazımda paylaşacağım şeyler var. Beni izlemeye devam edin 🙂
Sevgi ve sanatla kalın..


