Sevgili dostlar,
Bugün sizlere çok değerli tavsiyeler ve bilgiler aktaracağım. Özellikle Türk Firmalarında verimli çalışma, çalışan memnuniyeti, başarı vb konulara önem veren yöneticiler için altın değerinde bilgiler. Gerçi onlar zaten bu işi çok iyi biliyorlar ve İnsan Kaynakları deyince akıllarına gelen tek şey eleman alımının evrak işleri, izin kayıtları bir de dosyalar ve gereksiz yazışmalar filan. İşte gerçekler tüm çıplaklığı ile faydalanmaları üzere karşınızda :
İş Analizi, İş Tasarımı :
Bazı firmalar işe alımlarda eş, dost, komşu vb kişileri o kadar abartıyor ki bu kişilerin şirkette ne iş yapacaklarını bilemiyorlar. O nedenle bu kişilerin İş Analizi adı altında kimin ne iş yapacağını, kaç kişi yöneteceğini, yaptığı işin Şirket için önemini, ne şekilde yedeklenmesi gerektiğini, ne gibi vasıflara sahip olması gerektiğini belirlemek için birilerinin uğraşması gerekiyor. İşte eleman fazlası olan şirketlerdeki fazla kişiler bunlarla uğraşıyor. Eskiden iş analizi mi vardı? Peh…
Seçme ve Yerleştirme (eleman alımı) :
Öncelikle ne kadar hızlı o kadar başarılı. Bu işe gereksiz özen göstermek tamamen vakit kaybı. O nedenle en yakındaki akrabalardan başlayarak komşular, çalışanların eşi, dostu, akrabaları filan hızlıca devreye sokulmalıdır.
Eleman alırken dikkat edilmesi gereken diğer önemli bir nokta da uzmanlık, eğitim, tecrübe vb konuların çok gereksiz olduğu. Zaten işi işte öğrenir, gerisi palavra. İş tanımı hazırlamaya da gerek yok. İşi nasılsa biri anlatır, anlamayacak hali yok ya.. Haa unutmadan referans kontrolüne filan da gerek yok, tavsiye edenin “iyi çocuktur” demesi yeterlidir. Daha fazlası ile zaman harcamayın.
Özlük, İş Kanunu Uyumu:
Personel dosyası ile ilgilenmek angaryadır. O kişiye verdiğiniz paraya yazık. Sekretere verin halletsin. Özlük belgelerinin saklanması, Kişisel Veriler Kanunu ile ilgili işler tamamen zaman kaybı. Sakın değerli vaktinizi bunlara harcamayın. İş Sağlığı Güvenliği, Bilgi Güvenliği gibi konular plaza şirketlerinin konularıdır. Oradaki ne iş yaptığı belli olmayan insanların havalı isimlerle uğraştığı bu işler olmadan da pek ala idare edersiniz. Kanunları takibe filan da gerek yok, devamlı değişiyorlar. Herhangi bir sıkıntı olursa hukukçuyu suçlarsınız. Zaten iş kanunu çok detaylı yazılmış, sakın okuyup anlamaya çalışmayın. Sıkıntı olursa avukata pas edin. Bu konularla ilgili de herhangi bir sistem filan oluşturmaya kalkmayın, hem zaman hem de para kaybı.
Oryantasyon, Entegrasyon, Tutundurma:
Başından söyleyeyim tamamen vakit kaybı. Herkes nasıl öğrendiyse onlar da
öyle öğrenir. Bir de onların alışması için mi uğraşacaksınız. Hele motivasyon
gibi zırvalar size en çok para kaybettirecek konulardan biridir, dikkatle uzak
durun. Şirket yemeği, bağlılık programları, piknik filan derken elinizi verip
kolunuzu alamazsınız. Sonra şımarırlar, hep isterler…Aman ha…
Ücret Yönetimi:
Ücrete patron karar verir, nokta. Bunun kriteri de o kişiyi ne kadar sevdiğiniz, ya da size ne kadar çok iltifat ettiği, ya da hiçbir sebebe dayanmaksızın karar verebilirsiniz. Kritere ne gerek var. Siz patronsunuz. Ne derseniz o olur. Sakın bunu yaparken bazı işgüzar yöneticilerinizin aman yeni gelenin maaşı ile eskinin dengesini koruyalım, ücret artışını performansa bağlayalım, iş analizi filan yapıp bir sürü detayda kaybolalım gibi önerilerine kapılmayın. Maaş zamlarında da en düşük artışı verin. Beğenmeyen gider. Hatta yol, yemek vb yan hakları da mümkün olduğu kadar kısın. Personele fazla yüz vermeye gelmez.
Performans Yönetimi:
İşte bu konu çok önemlidir. Size çok faydalanacağınızı umduğum çok değerli ipuçları vereceğim. Bir kere sistem kurmayın, hiç gereği yok. Uzun saatler şirkette kalan kişiler çok çalışıyordur. Yöneticisi çok çalışıyor derse hemen inanın. Sevdiğiniz personellerin (eğer varsa) daha çok performans gösterecekleri zaten kabul edilmiş bir gerçektir. Sevdiğiniz yöneticiler varsa onların ekibindekilerin daha iyi performans gösterdiklerini baştan kabul edin. Aman personele performansının iyi olduğunu sakın belli etmeyin, sonra daha çok maaş isterler.
Eğitim ve Gelişim :
Bir kere herkes kendi öğrensin, eğitime ne gerek var. Haydi kalkıştınız, ayaküzeri bir şeyler anlatın, anlayan anlar, anlayanlar anlamayanlara anlatır, bunu herkes bilir. Kişisel gelişim palavralarına inanmayın. Kitap alıp okusunlar çok istiyorlarsa. İlla eğitim yapmanız gerekiyorsa eğitim ücretlerini personeliniz ile paylaşın. Eğitimin verimliliği artırdığı söyleniyor ama aldırmayın, sizin işinizi sizden daha iyi bilecek değiller ya.
Kariyer Yönetimi ve Gelişimi:
İşte tam anlamı ile saçmalık. Başkasının kariyerinden size ne? Ama sevdiklerinize güzel ve havalı unvanlar verebilirsiniz sık sık. Ama bunu bir lütuf gibi yapın ki maaş artışı yapmanıza gerek kalmasın. Performans filan kafanızı karıştıranlar olacaktır, aldırmayın. Eleman yönetecek bir pozisyona getirirseniz de en çok bağıran, emir veren ve personeli azarlayan kişilerden seçmeye gayret edin. Yine tekrar ediyorum personeli şımartmaya gelmez, beğenmeyen gider.
Bütün bunları nereden mi biliyorum. Eee yılların birikimi. Sizler için derleyip sunuyorum, faydalanın diye.
Hayırlı işler dilerim.