Geçtiğimiz yaz, pandemi nedeni ile evlere kapandığımız dönemde bilinçli, bilinçsiz öyle çok kitap almışım ki hala okumayı bitiremedim. Aslında belki de bu bir ayıp ama bu kitabı çok bilinçli aldığımı söyleyemem. Arka kapakta okuduklarım, kitabın ismi bana “plajlık” bir aşk hikayesi tadında, hızlı okunacak ve güzel bir aşk hikayesi izlenimi vermişti.
İnsan ne kadar olgunlaşırsa olgunlaşsın böyle yanılgılara düşebiliyor işte. Kitabı yeni okudum ve başta biraz sıkılmama rağmen kitap ilerledikçe bambaşka bir dünyaya soktu beni ve hiç beklenmedik şekilde biten roman bende derin izler bıraktı ve daha önce hiç düşünmediğim olguları düşünmeme sebep oldu.
Çok talihsiz bir kız olan Josephine’in, hiç sevgi görmediği ailesinden nasıl kopup sokaklara düştüğünü, aileye, sevgiye, hayata ve en çok da kendisine olan güvenini nasıl kaybettiğini okurken içim sıkılmıştı ne yalan söyleyeyim. Pek dikkat etmeden aldığım bu kitabın sayfalarını çevirdikçe erkekler tarafından aşağılanan, bedensel zevkler için kullanılan bir mal haline gelmesini okurken belki de bir kadın olarak tiksinti duymuş ve ağzımda acı bir tat bırakmıştı. Ancak okudukça Josephine’in geçirdiği trafik kazasının hayatını nasıl değiştirdiğini, aslında bir trafik kazasının kötü bir şey olduğunu düşünürken onun hayatını nasıl aydınlattığını, onu “kurtardığını satırları hızla tüketirken gördüm. Yattığı değişik hastanenin “yok artık” dedirten yönlerini okudukça şaşırırken yine de sonunda nasıl bir şey çıkacağını merak ederek bir solukta bitirdim kitabı. Kitabın sonundan bahsetmemek bu kitaba haksızlık etmek anlamına gelecektir o yüzden Josephine ile Bay A. Arasındaki ilişkinin anlamını, gizemini ve sonucunu okuduğunuzda hiç beklemediğiniz bir son, hiç tahmin edemeyeceğiniz kadar duygu yüklü bir mektup ile bir tek Josephine’in değil aslında hepimizin hayatına dokunan ve kalbinizdekileri düşünmeden edemeyeceğiniz bir son bekliyor sizi.
Bu kitabı tavsiye ederim. Okuyunca beğeneceksiniz. Sadece ilk bölümü geçene kadar sabırlı olun.
İyi okumalar.