Pazartesi Hikayeleri – 3 Nelson Mandela

İyi haftalar,

Güney Afrika’nın eski başkanlarından Nelson Mandela’nın bir anısı:

Başkan olduktan sonra askerlerimle bir yürüyüşe çıktık.
Yürüyüşten sonra bir restoranda öğle yemeği yemeye gittik.
Restoranın ortasında bir masaya oturup yemek siparişlerimizi verdik.
Yemeklerimizi beklerken yan masamızda tek başına oturan bir adam gördüm.
Adamın yemeği masasına ulaşınca, askerlerimden birinden gidip adamı bizim masamıza davet etmesini istedim.
Adam yemek tabağını alıp yanımıza geldi ve benim yanıma oturdu.
Sessizce yemeğini yerken ne yüzüme bakıyor, ne sohbetimize katılıyor,  ne de göz kontağı kuruyordu.
Ama adamın elleri sürekli titriyordu.
Yemeğini bitirince adam sessizce kalktı, bana bakmadan hoşçakalın der gibi elini salladı.
Ben adamın elini sıktım ve adam masadan uzaklaştı.
Adam gidince güvenlik görevlilerimden bir tanesi şöyle dedi:
-Efendim o adam çok hasta olmalı.
Yemeğini yerken eli sürekli titriyordu.
“Hayır hiç de öyle değil! Adamın elleri o sebepten dolayı titremiyordu,” dedim ve sonra ekledim:
“Adam ben hapisteyken benim gardiyanlarımdan bir tanesiydi.
Bana saatlerce işkence yapıldığında bağırıp bana su vermesi için yalvarırdım.
Ama bu gardiyan bana su vermektense, alay eder, kafama işerdi.
O adam hasta değildi, sadace artık Güney Afrika’nın Başkanı olduğum için benden korkuyordu.
Onu hapise göndereceğimden korkuyordu, bana yaptıklarını ona yapacağımdan, beni aşağıladığı gibi onu aşağılayacağımdan.
Ama ben öyle bir insan değilim.
O tür davranışlar benim karakterimin ve etik değerlerimin parçaları değiller.
İntikam almak isteyen zihinler ülkeleri darmadağın ederler, barış isteyen insanlar ise ülkeler yaratırlar.

ÖZGÜRLÜK İÇİN GÖKYÜZÜNÜ SATIN ALMANIZA GEREK YOK. RUHUNUZU SATMAYIN YETER.

NELSON MANDELA

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir