Acı ve Zafer

Vizyona girdiği günlerde izleme fırsatı bulduğum ve çok beğendiğim film hakkındaki görüşlerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Pedro Almadovar’ın hayatından bir kesiti canlandıran bu film için yarı otobiyografik denilebilir. Filmlerinde genellikle kendi ya da başkalarının gerçek hayat hikayelerini anlatan Almadovar bu kez bizzat kendi iç dünyasının en özel, intim duygularını paylaşmış seyircisi ile. Hayatı boyunca yaşadığı korkuları, aşkları, pişmanlıkları ve fedakarlıklarını iç içe geçmiş anı, hayal ve gerçeklik arasında veren yönetmen, hataları, sevdiklerinin kaybı ve ilişkilerinin bitimini anlatan bir konu ile çıkmış seyircinin karşısına.

Krizde olan bir film yönetmeni olan Salvador Mallo (Antonio Banderas) fiziki olarak acılar içindeyken, yalnızlığını, çocukluğunu, gençliğini ve kayıplarını hayal gücünü kullanarak gözler önüne seriyor. Banderas, hayattan tat almayı çoktan bırakan yönetmenin hayatının nasıl bir melodrama döndüğünü, inişli çıkışlı bir hayatın izlerini seyirciye usta oyunculuğu ile yansıtıyor.

Filmde anlatılan hikaye Almadovar’ın yönetmen, aşık ve oğul olma konusundaki 3 özelliğini çocukluk anıları ve gerçekler arasında birleştirmiş.

Banderas bu film ile oldukça övgü alarak, Cannes Film Festivalinde En iyi Erkek Oyuncu ödülü aldı, ayrıca film Time Dergisi tarafından da En İyi Film konusunda ödüllendirildi.

İzlemeyenler için tavsiye ederim.

Sevgiyle kalın…

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir