Çocuklarda Duygusal İstismar ve İhmal

Hem ülkemizde, hem de dünyada fazlaca görülen fiziki istismar (taciz) başlı başına çok önemli bir konu. Ancak bunun yanında aynı oranda var olan (belki de daha fazla) bir durum da çocuklarda duygusal ihmal. Ben kısaca bu konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Öncelikle istismar ve ihmal terimlerinin ne demek olduklarına kısaca bakalım.

Çocuk istismarı (child abuse) veya çocuğa karşı kötü muamele; sorumluluk, güven ve yetenek ile ilgili genel durumunda çocuğun sağlığına, yaşamına, gelişimine ve değerine zarar verebilen, fiziksel ve /veya duygusal kötü davranışı, cinsel istismarı, ihmali, her türlü ticari çıkar için çocuğun kullanılmasını içeren davranışlardır.

Çocuk ihmali ise; Çocuğa bakmakla yükümlü kişinin bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi, beslenme, giyim, tıbbi, sosyal ve duygusal gereksinimler ya da yaşam koşulları için gerekli ilgiyi göstermeme gibi, çocuğu fiziksel ya da duygusal yönden ihmal etmesidir. Genel olarak istismar 4 ana grupta incelenebilir :

Fiziksel istismar : Fiziksel istismarda çocukların genelde hastalık veya kaza dışındaki yaralanmalarıdır. Maalesef çoğunun sağlık kayıtlarına girmediği bu duruma sıklıkla rastlanmaktadır. Çocukların okulda ya da evde dövülmeleri, itip kakılmaları vb örnekler bu grupta incelenmektedir.

Cinsel istismar : Cinsel istismar ise çocuğun kendinden büyük biri tarafından cinsel doyum için zorla veya ikna edilerek kullanılmasıdır. Çocuğun istemediği yerlerine dokunmak, çocuğun kendisine dokunmasını sağlamak ya da pornografik yayınlara maruz bırakmak bunlardan bazılarıdır.

Duygusal istismar : Duygusal ihmal ise çocuğun özgüvenini sarsacak şekilde davranmak, onun yeteneklerini aşağılamak, istek ve beklentilerde bulunmak, çocuğu kendi çıkarları için kullanmak gibi davranışlardır.

İhmal : İhmal ise çocuğa bakmakla yükümlü kişinin bu görevini yerine getirmemesi, yaşam koşulları ile ilgili genel gereksinimlerini karşılamamasıdır.

Ben daha çok duygusal istismar ve ihmal üzerinde dikkat çekmek için bu yazıyı hazırladım.

Çocukların küçük yaşta ebeveynleri ile kuracakları kararlı, güvenli bir ilişki çocuğun ruhsal ve bedensel gelişiminde çok önemli. Çocuk hayata dair temel bilgileri; sevgi, değer, güvenli bağlanma, kendini ifade edebilme…vs. 0-6 yaş arasında öğreniyor. Yani anneden veya onun yerine geçen kişi tarafından öğrenebiliyor. Anne veya babaları tarafından sevilmeyen çocuklarda özgüven eksikliği sıklıkla görülüyor. Ebeveynleri tarafından çocuklara karşı kullanılan kötü sıfatlar, ev içi şiddet, çocuklar arası ayrım yapılması, ebeveynlerin veya birinin alkol ya da madde bağımlı olması, hiç ya da çok az sosyal ilişkisi olan ebeveynler ile aynı evde yaşamak, ev işlerinde aşırı ihmal, hijyen ve güvenliği düşük olduğu ortamlar, ebeveynlerin geçmişlerinde ihmalkar ebeveynler bulunması gibi durumlar çocukların duygusal olarak ihmal edildiklerine bazı örneklerdir. Bu gibi durumlarda kalan çocuklar ilerideki yaşamlarında maalesef bunların izlerini taşımakta ve bu onların sosyal ve duygusal gelişimlerinde büyük sıkıntılar yaratmaktadır. Sosyal anlamda ilişki kurmakta zorlanmak, depresyon, öğrenme güçlüğü, Ebeveynleri tarafından ilgi, şefkat ve sevgi görmemek, kişinin kendine karşı algısını da değiştirebilmekte, bunun kaynağını olarak kendisini görme, kendinden utanma, kendilerine olan sevgi ve saygılarını yitirmekle sonuçlanabilir.

Peki ne yapmak lazım? Uzmanlara göre pozitif ebeveyn olmak çok önemli. Çocuklarını yakından tanımak ve olası problemleri önceden çözmek ana babaların alışkanlık edinmeleri geren davranış şekli haline gelmelidir. Çocuklara hayır demeyi bilmeli ancak bunu gereksiz yere kullanıp anlamını yitirmesine izin vermemelidirler.  Hiçbir anne baba mükemmel olmaya değil, çocuklarının duygusal, sosyal, psikolojik ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılayan ebeveynler olmaları yeterlidir. Ayrıca ebeveynler çocuklarını yakından gözlemeli, herhangi bir sorun olduğu hissettikleri zaman da mutlaka uzman yardımı almalıdır.

Günümüzde artık bu konuda farkındalık için birçok hareket başladı. Ben “Geleceğe Dokunan Anneler” bloğundan faydalanarak sizlere küçücük bir farkındalık yaratma amacı ile bu yazıyı hazırladım. Özellikle bilinçli ebeveynler olarak uzmanlar tarafından hazırlanmış bu yazıları takip edip farkındalığınızı artırabilirsiniz. Benim hazırladığım bu yazı daha çok genel bilgi içeriyor. Konunun önemini düşününce bir de uzmanının ağzından konuyu değerlendirmesini istediğimde beni kırmayan çok sevgili dostum, Prof.Dr. İsmihan Artan’dan görüşlerini istedim. Kendisi Hacettepe Üniversitesi , Sağlık Bilimleri Fakültesi, Çocuk Gelişimi Bölümü Öğretim Üyesi ve aynı zamanda Hacettepe Üniversitesi  Çocuk gelişimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü olarak çocuk gelişimci kimliği ile halen çalışmalarına devam etmektedir. Böyle bir proje ekibinin oluşması ve içinde değerli akademisyenlerimizin olması çok sevindirici ve umut verici.  Bu projede akademik kurulda Prof.Dr. İsmihan Artan ile birlikte Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim  Dalı Başkanı Prof.Dr. Elif Özmert, ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları  Bölümü Öğretim Üyesi Do. Dr. Gülin Evinç de yer almakta.

Aşağıda Prof Dr. İsmihan Artan’ın gönderdiği yazıyı aynen sizlerle paylaşıyorum.

“Canım Arkadaşım Merhaba,

Seninle bir telefon konuşmamızda projemizden söz etmiştim. Projemizi inceleyip, önemsediğin ve hakkında yazdığın için çok teşekkür ederim.

Aslında bu mektubu daha önce yazacaktım ama projemizle ilgili bir kitap çıkarma hazırlığındayız, bu nedenle geciktim. Alanda konu ile ilgili çalışan pek çok uzman bu kitaba katkıda bulunmak üzere çalışıyoruz. Amacımız seminerlerde ulaşamadığımız sayıda çok kişiye ulaşmak. Çok heyecanlıyız!

Projemizin adı “Geleceğe Dokunan Anneler”. Yaklaşık iki yıldır çalışıyoruz. Elbette projeye ben dâhil olmadan önce geçen bir olgunlaşma süresi de var. Resmen başlaması iki yıl önce oldu. Projemizin amacı, annelere duygusal ihmal konusunda farkındalık kazandırmak ve böylece gelecek nesillerin güçlendirilmesi. Biz yola “Geleceğe Dokunan Anneler” diye çıktık ama biliyoruz ki babalar da, anneanneler, babaanneler, dedeler, öğretmenler hatta medya mensupları ve toplumun tüm diğer kesimleri aslında bu projenin hedef kitlesi. Bu nedenle pek çok farklı grupla ve farklı illerde seminerler yaparak başladık. Urfa, Ankara, İstanbul gibi çeşitli illerimizde, farklı sosyokültürel düzeyden annelerle çalıştık. Dediğim gibi sadece annelerle sınırlı kalmak istemiyoruz. Anneler aracılığı ile diğer yetişkinlere de ulaşmak istiyoruz. Bazen de diğer yetişkinler aracılığı ile annelere ulaşabileceğimizi düşünüyoruz. Bu nedenle pek çok sayıda öğretmen, psikolojik danışman gibi farklı mesleklerle de buluşmalarımız, çalışmalarımız oldu.

Bu konuyu çok önemsiyoruz canım arkadaşım. Biliyor musun yapılan çalışmalar dünya genelinde her yüz çocuktan 18’inin duygusal ihmale uğradığını ortaya koyuyor. Yani kabaca her beş çocuktan biri duygusal ihmale uğruyor. Bu hesapla ülkemizde de yaklaşık 24 milyon çocuk nüfusuna sahip olduğumuzu düşünürsek 4,4 milyon çocuğumuz duygusal ihmale uğruyor.

Sen zaten yazında çok güzel ifade etmişsin, anlatmışsın. Duygusal ihmalin etkilerine değinmişsin. Ben neden bu konuyu bu kadar önemsediğimi vurgulamak istiyorum. Duygusal ihmal görünmesi, tanımlanması zor bir ihmal türü. Ve duygusal ihmal maalesef diğer tüm ihmal ve istismarların içinde de bir yerlerde barınıyor. Ama her şeye rağmen duygusal ihmalin belirlenmesi, anlaşılması çok zor. Bazı yetişkinler var. İçinde bir boşluk hissi ile yaşıyor. Pek çok duygusal problemi var. Hani klasiktir; “Bana çocukluğunu anlat” diyorsun. O da anlatıyor. İçinde dayak yok, kızgınlık yok, hatırlayacak çarpıcı anılar yok. Ama anlatacak bir anı da yok. Çünkü ihmal var. Anne ve/veya baba çocuğunu görmezden gelmiş, onun duygularını hiç fark etmemiş, fark etse bile önemsememiş, çocuğunu yetişkin hayatına hazırlamamış… Veya duygusal ihmal sayacağımız nice başka şeyler yapmış.

Duygusal ihmal mutlaka anlatılması gereken bir konu. Biz proje kapsamında çok sayıda anneyle beraber olduk. Sadece seminerler vermedik, yüz yüze bireysel görüşmeler yaptık. Sorular sorduk. Anneleri canı gönülden dinledik. Gördük ki, hangi ilde veya köyde yaşarsa yaşasın hepsi çocuğu için iyi bir yaşam düşlüyor. Çocukları için iyi şeyler yapmak istiyor. Ama bazen çok iyi niyetle, sevgiyle yaptığı bir şeyin duygusal ihmal olduğunu ve çocuğunun yaşamını etkileyebileceğini bilmiyor. İşte tam da bu nedenle daha çok anlatmak, daha çok il dolaşmak, daha çok anneyle ve eğitimciyle buluşmak istiyoruz.

Yarının dünyasına hep beraber minik de olsa güzel bir iz bırakmak üzere çalışıyoruz.

İlgin için tekrar kendim ve proje ekibim adına çok teşekkür ediyorum.”

İSMİHAN ARTAN

Kaynaklar:
https://www.gelecegedokunananneler.com/Davranış Bilimleri Enstitüsü yayınları
www.istanbulsaglık.gov.tr
NP İstanbul Beyin Hastanesi (Prof. Nevzat Tarhan yazıları)

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir