Görgülü Kuşlar Gördüğünü İşler

Modern şehir yaşamının yaygınlaşması, iş yaşamında kadın ve erkeğin aynı yoğunlukta yer alması ve zorlu yaşam koşulları nedeni ile hayatımızda birçok yenilik, değişim oluyor. Birçok şeyi daha hızlı, daha pratik ve daha hazır halde tüketir olduk.  Eskiden evlerimizi kendimiz temizlerken daha çok bu işi ücretle yapan başkalarından yardım alıyoruz, eskiden yemek yapma işi daha fazla iken şimdilerde hazır yemek, hazırlanmış ve veya dondurulmuş gıdaları tercih ediyoruz. Birçok şey eskiden evlerde yapılırken (yoğurt, tarhana, peynir, reçel, salça..vb) bunların hazır olarak tüketimleri gün geçtikçe artıyor. Bunlar hayatımızdaki somut değişikliklerden bazıları.

Peki başka neler değişiyor? Öncelikle iş hayatındaki her iki ebeveyn, çocuklarını büyütmesi için çoğunlukla bir yabancıya emanet ediyor. Anne babalarını kaybeden, ya da hastalıkları nedeni onlardan bu konuda destek alamayan ebeveynler, kreş ya da bakıcı tercihlerini kullanıyor mecburen. Peki yabancı ellerde büyüyen çocuklarımız öğrenmelerini istediğimiz her şeyi öğreniyor mu? Ya da biz buna ne kadar müdahale edebiliyoruz?

Benim şahsi gözlemlerim, çocuklarda ya da genç nesilde bazı gelenek ve göreneklerimizin yok olduğunu gösteriyor. Bunu üzülerek izlesem de anne babalara ya da çocuklarımızı büyüten kişilere çok büyük rol düşüyor. Büyüklere saygı duymak, apartmandan içeri girerken elinde poşet ya da çantası ağır yaşlılara yardım etmek, toplu taşıma araçlarında büyüklere, hamilelere yer vermek, hiç ihtiyaçları yokken bile büyüklerimizi arayıp sormak ve ziyaret etmek, ihtiyacı olan sokak hayvanlarına yardım etmek, duygu ve düşüncelerini aile ile paylaşmak, ev hayatında çocukların / gençlerin de sorumluluk almaları, kitap okuma alışkanlığı… örnekler çoğaltılabilir. Çocuklarımıza sadece nasihat vermek yeterli olmuyor maalesef. Anne babalar onlara örnek olduğunda çocuklar bunu benimsiyor ve örnek alıyorlar. Bir çocuğun babası annesine saygı duyuyorsa o da büyüyünce karısına ya da kız arkadaşına saygı gösteriyor, evde dayak yoksa o da ilerde dayağa başvurmuyor, evde kitap okunuyorsa o da okumaya başlıyor.. Ne demiş büyüklerimiz “Görgülü kuşlar gördüğünü işler”. Ne güzel laf değil mi? Birçok tanıdığım anne baba ergenlikteki çocuklarının dağınık olmasından, her şeye itiraz etmelerinden, ebeveynlerini beğenmemesinden şikayetçi.  Onlara, pozitif kalarak (bazen sabır sınırlarını zorlasa da) örnek olmak, evdeki kararlara onları da ortak etmek, onları birer birey olarak görmelerini öneriyorum. Düşüncelerine önem verildiğini hissettirmek lazım.  Evet bazen bunların hiçbirinin işe yaramadığı durumlar, kişiler olabilir ama çoğunun bu yolla atlatılacağına inanıyorum.

Değerlerimize sahip çıkmak ancak genç yaşta gördüklerimize ve deneyimlediklerimize dayanıyor. Etraftaki bunca olumsuzluğa karşı çocuklarımıza ve gençlerimize kaybolmaya yüz tutan değerlerimizi öğretelim. Sadece bayramlarda el öpmek, harçlık almak değil, sokak hayvanlarına karşı duyarlı olmayı, bir sıra bekleyecekse en öne geçme düşüncesini değil, sırasında beklemesi gerektiğini, sahip olduğu ancak kullanmadığı eşyalarını paylaşmasının ne faydalar sağlayacağını, hem birey olarak hem de topluma karşı sorumluluklarının farkına varmasını sağlayalım.  

Gençlerimize yürekten inanıyorum, çok zeki, donanımlı ve sandığımızdan güçlüler. Yaşamımız ve geleceğimiz onlara emanet. Ne kadar güzel bir gelecek olmasını istiyorsak şimdiden o kadar onlara destek olmalıyız.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir