23 Nisan ve Daha Fazlası

Çocukluktan beri “Atamızın armağanı, 23 Nisan neşe doluyor insan, “ sözlerinin adeta beynimize kazınan 23 Nisan bugüne geldiğimiz çok özel bir gün. İyi ki de böyle büyümüşüz, iyi ki de bugüne bizi getiren Ulu Ata’mızın armağanı kabul edip, sahip çıkmaya çalışmışız. Üstelik sadece biz değil tüm dünya çocukları için bayram bugün. Hem de çocuklara armağan edilmiş tek bayram. Bu kadar özel bir insanın bu kadar ince ve sevgi dolu kalbi sayesinde tüm minik kalpler umut ve mutlulukla doluyor.

23 Nisan’da çocuklar için tüm iyi dilekler, dile getiriliyor, çocuklarla güzel bir gün geçirmek için planlar yapılıyor, onlara hediyeler alınıyor. Sembolik de olsa devlet kademelerindeki büyüklerin koltuklarına oturtulup neler yapacakları soruluyor. Onlar da tüm iyi niyetleri ile masuma, tertemiz, güzel dileklerde bulunuyor, harika işler yapacaklarına dair söylemlerde bulunuyor. Şarkılar, müsamereler, oyunlar oynanıyor. Eskiden stadyumlarda müthiş gösteriler hazırlanırdı. Müthiş olurlardı çünkü çocukluğumun neredeyse tamamında tüm bu gösterilere katıldım. Büyüyünce de 19 Mayıs gösterilerine katılmaya devam ettim. Bu heyecanı, bu neşeyi hep içimde hissettim, umut dolu bir çocuk olarak büyüdüm.

Hali vakti yerinde tüm aileler çocuklarına verebilecekleri en iyi şartları sağlamaya çalışırken, tüm istekleri yerine geliyor, oynayamayacakları kadar çok oyuncak, giyemeden büyüyüp içine giremeyecekleri kadar çok giysi ve ayakkabı, doğum günü partileri, çikolata şelaleleri, tatillerde yurtdışı seyahatleri, istedikleri spor veya sosyal aktiviteye katılım, ceplerinde ülkemizdeki çoğu yetişkinin cebinde olmadığı kadar harçlık, eğitimde sınır tanımayan şartlar, özel okullar, okul sonrası özel hocalar, türlü türlü kitap ve her türlü eğitim araçları ve sayılamayacak kadar çok imkan ayakları altına seriliyor. Bunda yanlış bir şey yok da, peki diğer çocuklar? Hani eğitim eşitliği, hani çocuk hakları, hani çocuk güvenliği ve daha nicesi… Ülkemizde çocukların durumlarının hiç de iç açıcı olmadığını da apaçık ortada. Uzun zamandır çocuklarla ilgili veriler açıklanmıyor, tabi açıklanmaz çünkü bundan sorumlu olan kişilerin bunu açıklamaya utanıyor olmalılar. Ben küçük bir çalışma yaptım ancak ulaşabildiğim en yeni veri parçaları 2016, 2018 yıllarına ait. Sonrası yok. Ya da çok çelişkili veriler var. Yani halen hapishanelerde olan çocuk sayımızı aradığımda her kurum tarafından bambaşka sayılar açıklanmış. Yine de en düşük olanı bile içler ürpertiyor. Aşağıda yazacağım verilerin kesinliği hakkında hiçbir garanti veremem ancak sadece fikir vermesi açısından bile paylaşmak istedim.

Öncelikle Türkiye’deki çocuk nüfusu (0 -17 yaş arası) 2020 sonu TÜİK verilerine göre nüfusun %27,2’si çocuk ve bu oran tüm AB ülkelerinden yüksek. İşte 2021 yılında ülkemizde 23 Nisan’da çocuk manzaraları :

  • Yoksulluk şartları nedeni ile yaklaşık 3500 çocuğa eğitim ve öğretim desteği veriliyor, pandemiden dolayı 3 milyona yakın çocuk eğitime ulaşamıyor. Türkiye’de 0-17 yaş arası çocukların %25’i yoksul hanelerde yaşıyor
  • 5000’e yakın çocuk sokaklarda çalışıyor, zorla çalıştırılıyor. Kimileri çetelerce çalıştırılıyor, kimi aileleri tarafından dilendiriliyor
  • 8000’e yakın çocuk psikolojik destek alıyor
  • Hey yıl 1000 civarında çocuk eğitimden işçiliğe geçiyor
  • Babası ölmüş çocuk sayısı 269,000.
  • Annesi ölmüş çocuk sayısı 80,798.
  • Hem annesi hem babası ölmüş çocuk sayısı 4518.
  • Kor uyucu aile yanında bakımı sağlanan çocuk sayısı 7864.
  • Evlat edinilen çocuk sayısı 493.
  • 2019 sonu itibarı ile hükümlü çocuk (12 – 17 yaş arası)  sayısı 1679.
  • Annesi ile cezaevine gren çocuk sayısı 803. (Bu sayı Avrupa’da 1)
  •  2020 yılı sonunda cinsel istismara uğrayan çocuk sayısı 2562 (%85’i kız, %15’i erkek) BU da sadece kayıtlı olan sayı. Başka bir kaynağa göre 2017’de cinsel istismara uğrayan çocuk sayısı 11095.
  • İnsan Hakları Derneği verilerin göre çocuklara karşı işlenen suç sıralamasında Avrupa’da 3. Sıradayız.
  • Madde bağımlısı çocukların sayıları kayıt yetersizliği nedeni tam bilinemiyor.
  • Engelli çocuklar ile ilgili yine veri eksikliği var. Ne kadarı eğitilebiliyor, ne kadarı şiddete, tacize uğruyor bu rakamlar yok. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre sadece otizmli çocuk sayısı 16873.
  • Göç sürecindeki çocukların sayısı bilinememekle beraber sadece 1 milyona yakın Suriye’li çocuk olduğu biliniyor.
  • Erken yaşta evlendirilen 16-17 yaşındaki çocukların tüm evliliklere oranı %4,6, 15 – 18 yaşındaki Suriye’li kadınların %15’i evli.
  • 2015’te intihar edenlerin %34,3’ü çocuk ve genç.
  • Evde şiddet gören, ihmal edilmiş, taciz edilmiş, istismar edilmiş çocuk sayısı ile bilinmiyor.

Bunları gördükten sonra 23 Nisan neşemiz sönmesin. Biz öyle şeylerin altından kalkmış bir ülkeyiz ki 23 Nisan’da her şeye rağmen Meclisimizi açmış, bundan 3 yıl sonra da Cumhuriyeti ilan edebilmişiz. Üstelik bütün dünyanın aksi için her türlü imkanını seferber etmesine rağmen.

Haydi bugün bir çocuk, imkanınız varsa daha fazlasını sevindirelim.  Yapacak çok şey var… Sadece istemek lazım. Deniz yıldızı hikayesini hatırlayıp ben tek başıma ne yapabilirim ki demeyin. Bir arkadaşımın kızı, kendi arkadaşları ile işten kalan vakitlerinde çocuklara online ders veriyor, anlamadıkları yerleri tekrarlatıyor, sınavlara hazırlanmalarına yardımcı oluyor. Gençlerimizin yaratıcılığını alkışlıyorum. İstenirse birçok yok bulunur.

Haydi Ata’mızın emanetine sahip çıkalım, neşe dolu nice 23 Nisan’lar yaşayalım.

Kaynakça
* AB Türkiye’de Çocuğa Karşı Şiddet Raporu (2020)
* TC Kalkınma Bakanlığı 2019 -2023, 5 yıllık Kalkınma Planı
* TUİK
* Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü
* Tr.euronews.com
* Cumhutriyet.com.tr
* Hurriyet.com.tr
* sozcu.com.tr

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir