Bugün sizlerle, bir arkadaşım vasıtası ile tanıştığım ve işlerini saygı, titizlik ve kaliteli yaptıkları için ürünlerine hayran olup, takibi bırakmadığım Kare Deri Parşömen’in kurucularından biri olan Ahmet Kurt ile yaptığım söyleşiyi paylaşmak istiyorum. Yolunuz Çukurcuma’ya düşerse, bence özellikle Kare Deri ve Parşömen’in mağazasını görmek için düşürmelisiniz, o zaman üzerindeki emeği, kaliteyi ve titiz çalışmayı göreceğiniz ürünlerden vazgeçemeyeceksiniz.
Keyifli okumalar dilerim.
Kendinizi tanıtır mısınız?
Ben Ahmet Kurt. Kare Deri ve Parşömen’i, iş ortağım Ahmet Ok ile birlikte yürütüyoruz. Tanışıklığımız İstanbul Erkek Lisesi’ndeki öğrenciliğimize kadar uzanıyor. Üniversite yıllarının ardından, 2004’te iş amaçlı bir araya geldik. Parşömen üretiyoruz, deri ve parşömen çantalar, müze mağazalarına yönelik ürünler yapıyoruz. Ben daha çok işin yaratıcı tarafını üstleniyorum, Ahmet Ok organizasyon yönünü idare ediyor. Neden deri ve parşömen derseniz, benim baba ve hatta dede mesleği dericiliğin ilk adımı atmada etkili olduğunu söyleyebilirim.
Kare Deri ve Parşömen’in hikayesi nedir? Nasıl doğdu, amacı ve gelecekteki hayalleri neler?
İlk önce Kare Deri vardı. Bir başka arkadaş-ortak ile deri çanta tasarlıyordum. İlk mağazamız Nişantaşı’nda, ikincisi Galata’daydı. Çukurcuma’daki şimdiki mekânımızda işin bu tarafı devam ediyor. Hem bizim mağazada hem de ürün verdiğimiz butiklerde çantalarımızı bulmak mümkün.
İşin parşömen kısmı Ahmet Ok’un katılımıyla başladı. Ahmet profesyonel rehber. Bergama’da parşömen anlattıklarını, nasıl bir şey olduğuna dair fikrim olup olmadığını sordu. Ben de araştırmaya başladım. Babam ile meşakkatli denemelerimiz oldu. Yüzlerce deri heba ettik ama sonunda parşömen üretmeyi başardık.
Zaman içinde parşömenin farklı kullanımlarına yöneldim. Deri çantaların yanına parşömen çantalar da katıldı. Daha çok yazı ve hat aracı olarak bilinen parşömeni yenilikçi bir tarzda kullanarak ürettiğimiz çantalarla bir ilki gerçekleştirdiğimizi söyleyebilirim.
Elbette parşömeni sadece çanta yapmak amacıyla üretmiyoruz. Amerika, Avrupa ve Türkiye’de mobilya üreticilerine, iç mimarlara, tasarımcılara parşömen tedarik ediyoruz. Parşömen kaplanan duvarlar ve ahşap mobilya muhteşem bir görünüm kazanıyor. 1930’ların Art Deco mobilyalarında çok güzel örneklerine rastlıyoruz. Bunun yanı sıra yurtiçi ve yurtdışında çeşitli müzeler ve şirketler için parşömen defter, bardak altlığı, ayraç, magnet gibi ürünler yapıyoruz.
En son ürünümüz ise iç mimariye yönelik parşömen paneller. Önümüzdeki dönemde bu alanı geliştirmeyi planlıyoruz.
Parşömen sizce ne kadar biliniyor?
Bu konuda biraz kafa karışıklığı var. Çoğu kişi parşömeni kağıt zannediyor, hayvan derisinden yapıldığını bilmiyor. Oldukça niş bir ürün. Ama bilen de hat, resim, iç mimari gibi çok çeşitli alanlarda kullanıyor.
Parşömenin deriden farkı tabaklanmamış olması. Bir anlamda fiziksel özelliğini kaybetmiyor, değişime uğruyor. Çantalarda kullandığımız haliyle benzersiz görünümünün yanı sıra hafifliği de çok cazip. Mesela bazı çantaların ağırlığı 250 gramı aşmıyor.
Ürünlerinizi tasarlarken nelerden besleniyorsunuz ?
Çanta tasarımlarım oldukça minimal. Derinin ve parşömenin güzelliğine dayanan ürünler. Malzeme olarak çok iyi tanıdığım deriyi elime alınca, bundan şöyle bir model iyi olur diye düşünüyorum. Toptan verdiğimiz ürünler dışında, bir çanta modelini aynı renk deriden onlarca üretmeyi sevmiyorum.
Çanta ve cüzdanlardaki astar seçimlerimde çeşitliliğe özen gösteriyorum. Mesela siyah bir el çantasının içinde mor, sarı bir parşömen cüzdan içinde yeşil, sade bir modelde neşeli bir astar kullanarak sürpriz etkisi yaratmayı seviyorum. Bu da her çantaya bir parça özgünlük kazandırıyor. Bizim mağazaya gelenler zaten bunu fark ediyor.
Brüksel deneyiminizden bahseder misiniz?
Brüksel deneyimi kardeşim Fahire Kurt’un orada yaşıyor olmasından kaynaklandı. Fahire, Magritte Müzesi’nin mağazasına giderek ürünlerimizi tanıttı. Mağaza çok seçici ve René Magritte’nin eserlerinin ürünlerdeki kullanımı konusunda aşırı dikkatli. Tüm örneklerin, eser hakları kurumu ile sanatçının varisinin onayından geçmesi gerekiyor.
Onlar için yeni bir ürün olarak hazırladığımız parşömen bardak altlıkları müze mağazasında en çok satanlar arasına girdi. Ardından yine aynı müze için sanatçı Ali Cabbar’ın çizdiği sürrealist desenleri kullanarak deri cüzdanlar, parşömen defterler yapmaya başladık.
Müze ürünleri oldukça rekabetçi bir alan. Paris’te düzenlenen ve bizim de 2017’te katıldığımız Museum Connections fuarı bu alanı anlamamız açısından aydınlatıcı oldu. Gerek müze ürünleri, gerek çantalarla Avrupa’da daha çok açılım planlıyorduk ama araya pandemi girdi ve herkesin öncelikleri değişti.
Türkiye’de sanata ve el emeğine verilen değer ve yaptığınız iş ile ilgili görüşleriniz nelerdir?
Sanat tanımı oldukça geniş bir kavram ve devamlı evriliyor. Çağdaş sanat, klasik estetik sınırlarını zorluyor. Diğer taraftan, moda sanat mıdır değil midir tartışmaları sürüyor. Ebru ve hat bazen sanat, bazen zanaat olarak tanımlanıyor. Bir ülkede sanata verilen önemi anlamak için müzelerinin ve sanat alanlarının yaygınlığına bakmak gerekir. El sanatlarına baktığımızda ise çoğunlukla yok olduklarını görüyoruz.
Ben yaptığım işe yaratıcılık olarak bakıyorum. Çanta tasarlamak, geleneksel bir malzeme olan parşömeni tamamen farklı bir tarzda kullanmak bir yaratıcılık ifadesi benim için.
Bu işi yapmak isteyen kişilere neler önerirsiniz?
Sabır, yaratıcılık ve özgünlük üçlüsünün önemli olduğunu düşünüyorum.
Ürünlerinize ulaşmak isteyen alıcılarınız için irtibat detaylarınızı, showroom adresinizi ..vb paylaşır mısınız?
Mağazamız Çukurcuma’da, Masumiyet Müzesi’nin hemen karşısında. Pazar hariç her gün açığız. İsteyenler gelip çanta ve cüzdan çeşitlerimizi görebilir.
Web sitemizden, Instagram ve Facebook hesaplarımızdan da bize
ulaşmak mümkün.
Kare Deri & Parşömen
Çukurcuma Caddesi No: 19/C
Beyoğlu – İstanbul
www.karederi.com
https://facebook.com/kareparchment/
https://insatram.com/kareparchment/



