Bodrum’da Çocuk Hakları’nın Sesi : Meltem Anayaroğlu

Meltem Anayaroğlu, 2 dil bilen, yurtdışında deneyim kazanmış, Türkiye’nin ismi bilinen büyük kurumlarında Hukuk Müşaviri, Genel Müdür yardımcısı vb görevler yapmıştı. Kariyerinin doruğuna çıkmışken kendini çocuklar için faydalı olmaya adamaya karar verip keskin bir dönüş yapıp Bodrum’a yerleşti. Orada çocuklar ve çocuk hakları ile ilgili çalışmalara gönüllü olarak başladı. Kendisini kendi ağzından okumanızı istediğim için aşağıdaki yazıyı paylaştı benimle. Tam olarak kendi tanımları, ifadeleri ve anlatımıyla Meltem Anayaroğlu’nu kendisinden okuyun. Çocuklar için yaptıkları ve yapacakları için onu alkışlıyorum:

Avukatlık mesleğine 1987 yılında Aybay & Aybay Hukuk Bürosunda Deniz Ticaret Hukuku alanında çalışarak başladım. 1994 yılında, Fransa / Strasbourg’a giderek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Türk raportör hukukçu olarak görev aldım. Ardından Avrupa Konseyi nezdindeki Türkiye Daimi Temsilciliğinde hukuk müşaviri olarak çalıştım.

2000 yılında Türkiye’ ye döndükten sonra önce Bankacılık sektöründe ardından da Bilgi ve İletişim Teknolojileri hukuku alanlarında çalışarak uzmanlaştım. 2017 yılından bu yana Muğla’nın Bodrum İlçesinde serbest avukatlık faaliyetlerim yanında gönüllü olarak Çocuk Hakları Savunuculuğu ve 6-13 yaş aralığındaki çocuklarla Çocuk Hakları Atölyeleri yapmaktayım.

Özellikle Bilgi ve İletişim Teknolojileri hukuku alanlarında çalıştığım yıllarda fark ettim ki, içinden geçtiğimiz dijital çağda “teknoloji”nin adalete erişim ve toplumsal refahın artmasına hizmet etmesi gerekmektedir. Ben de bu şiarımı yaygınlaştırabilmek için gönüllü olarak Bodrum’da Toplumsal Eğitim ve Gelişim Derneği’nin Bodrum Şubesi bünyesinde çocuklarla dijital vatandaşlık ve çocuk hakları bilinçlendirme atölyeleri düzenlemekteyim.

Bu atölyeleri tüm ülkede yaygınlaştırabilmeyi çok ama çok önemsemekteyim…

Peki Neden ÇOCUK HAKLARI ATÖLYESİ diye soracak olursanız …

Daha iyi bir GELECEK için…

Çocuklarımızı, bugünden geleceğe uygun BİLGİ, KÜLTÜREL ve SOSYAL BECERİLERLE donatabilmek için,

Yalnızca onların KİŞİSEL GELİŞİMLERİ için değil TOPLUMSAL GELİŞİME de katkıda bulunabilmek için,

Çocuklarımıza, doğru kararlar verebilecek ÖZGÜVENİ kazandırmak için,

Yaşadıkları toplumla uyum içinde olmasını sağlayacak sosyal BİLGİ, TUTUM ve BECERİLERİNİ geliştirmek için,

SORUN ÇÖZME yeteneklerini arttırmak için,

Yaşam kalitelerini YÜKSELTMEK için,

Mutlu ve özgür bir yaşam sürmelerine YARDIMCI olmak için,

Bunlar NASIL atölyeler diye merak edecek olursanız;

Çocuk merkezli öğretme ve öğrenme modelli bir eğitim olduğunu belirtmeliyim…

Çocuklarla birlikte oyunlar oynuyoruz, sosyal beceri kazanmalarını hedefliyoruz…

BİRLİKTE YAŞAMAK ve POZİTİF DAVRANABİLMEK konularını işleyen oyunlar…

Şiddet ya da diyalog – dışlama ya da dahil etme – rekabet ya da işbirliği arasında seçim yapmalarını gerektiren oyunlar…

Bu oyunlarla çocuklarımız;

– kendine ve başkalarına değer veren

– gündelik yaşamda diğerlerinin haklarını tanıyan ve saygılı olan

– kendi temel haklarını kavrayan ve bunları dile getirebilen

– farklılıklara değer veren ve saygı gösteren

– çatışmalı durumları şiddet içermeyen ve başkalarının haklarına saygılı tarzda ele alabilecek tutumlar geliştirebilen

– kendilerine güvenen, haklarını savunup geliştirebilen

bireyler olmak yolunda beceri ve tutumlar kazansınlar, geliştirsinler istiyoruz…

Atölyelerde kazandırılması/ kuvvetlendirilmesi hedeflenen BECERİLER ise şöyle;

– Aktif dinleme ve iletişim: farklı görüşleri dinleyebilme, kendi görüşlerini ifade etme ve ikisini değerlendirebilme

– Eleştirel düşünme: gerçek olanla düşünce olanı ayırt edebilme, önyargıları fark edebilme

– Grup çalışmasında iş birliği ve uyuşmazlıkları olumlu şekilde ele alma

– Fikir birliği oluşturma

– Akranlarla olan etkinliklere demokratik katılım

– Kendini özgüvenle ifade edebilme

– Sorun çözme

Atölyelerde kazandırılması/ kuvvetlendirilmesi hedeflenen TUTUMLAR’ dan da bahsetmek isterim;

– Kendine ve başkalarına saygı

– Kendi davranışlarından sorumluluk duyma

– Merak, açık fikirlilik ve çeşitliliğe saygı duyma

– Başkalarına empati, onlarla dayanışma

– Sosyal, kültürel, dilsel veya dinsel farklılıkları hesaba katmaksızın insanlık onuru duygusu, kendine ve başkalarına değer verme

– Herkesin adil muamele görmesine duyarlı bir adalet ve sosyal sorumluluk duygusu

– Okulun veya içinde yaşanılan toplumun daha iyiye gitmesine katkı arzusu

Oyunlarımızı oynarken,

– Çocukların kendi deneyimlerine saygı ve görüş farklılıklarını kabul etmesini kolaylaştıracak

– Çocukların neyi bilmek istediklerine kendilerinin karar vermesini ve bilgiyi kendi başlarına aramalarını özendirecek

– Edilgen dinlemenin en aza indirgenmesiyle, çocukların kendi öğrenme süreçlerine aktif katılımlarını sağlayacak

– Demokratik, hiyerarşik olmayan ve iş birliğine açık öğrenme ortamlarının destekleyen

– Düşünme, analiz ve eleştirel düşüncenin özendiren

– Kavramsal öğrenmenin yanı sıra öznel ve duygusal tepkileri de içeren

– Tutum ve davranış değişikliklerinin özendiren

metodolojiler ile oynuyoruz.

Ne yazık ki, çocuk hakları konusundaki farkındalık düzeyi birçok ülkede hala çok düşük. Çocuk hakları konusunda örgün eğitim sisteminin değişik kademelerinde ve topluma yönelik formal ya da informal şekilde verilecek sürekli bir eğitim, etkili bir demokratik sisteme sahip olabilmek için önemli bir rol oynayacağına dair inanç nedeniyle bütün dünyada bu atölyeler önemsenmekte ve informal şekillerde hayata geçirilmektedir.

Zira, pek çok bilimsel araştırma ortaya koymuştur ki, öğrencilerin orta öğretim ve yüksek öğretim kademesindeki başarı farklılıklarının büyük bir kısmı okulöncesi ve ilköğretim dönemlerindeki öğrenmeleri ve eğitimleri ile ilgilidir. İnsan yaşamında 0–18 yaş arasında özellikle de okulöncesi ve ilköğretim döneminde bireyin içinde yaşadığı çevrenin ve bu çevrede kazandığı yaşantıların, kısacası aldığı eğitimin onun sonraki yaşamını biçimlendirmede can alıcı bir öneme sahiptir.

Bu bağlamda, çocukların hakları ile ilgili kavramların küçük yaşlardan (okul öncesinde ve ilköğretimde) başlanarak öğretildiğinde daha iyi kavradıkları tespit edilmiştir.

Yine, çocukların hak bilincini daha etkili kazandıkları ortaya çıkmıştır.

Bütün bu verilerin ışığında Türkiye’ye baktığımızda, Çocuk Haklarıyla ilgili çalışmaların bir kısmının sivil toplum örgütleri tarafından çocukları bilgilendirmek için yapılan kısa süreli faaliyetlerden oluşmakta olduğu göze çarpmaktadır. Özellikle, ilköğretim dönemi çocukları için geliştirilmiş çocuk hakları eğitimi programına ve hakların nasıl kazandırılabileceği konusunda yapılmış yeterli çalışmalara rastlanılamamıştır.

Bu nedenle ben de bu çalışmaların yapılmasına öncü olabilmek, BU KONUDA FARKINDALIK YARATABİLMEK için Çocuk Hakları Atölyeleri yapmaktayım.

Bilgi: Bu çalışmalarda 6-13 yaş aralığındaki çocuklarımızın demokratik yaşam için gereken çeşitli yetkinlik ve becerileri kazanmalarını amaçlayan, gönüllülüğe dayalı, planlı ve tasarlanmış, sosyal bir eğitim formatında gerçekleştiriyorum. Bu faaliyetlerimde Avrupa Konseyi’nin “çocuklar için insan hakları eğitimi” konusunda yayınlamış olduğu uygulama kitapçığından faydalanıyorum (bu kitapçığı İstanbul Bilgi Üniversitesi “Pusulacık” isimli çevirisi ile dilimize kazandırmıştır.)”

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir